Ebû Leyla yoldaşımız, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Minbic kentinde yurtsever bir ailede dünyaya geldi. Arap halkımızdan bir ailenin ferdi olarak doğan yoldaşımız, ailesinden Arap halkının kadim ve köklü kültürünü edinerek büyüdü.
Rejim okullarında okumayan yoldaşımız, sistemin yaratmak istediği bir birey olmadığı için beraber yaşadıkları diğer halklar ve inançlara saygılı bir şekilde yetişti. Küçük yaşta ailesinin geçimine katkıda bulunmak için birçok farklı işte çalıştı. Bu nedenle küçük yaşta emek olgusuyla tanışan yoldaşımız, tüm yaşamında kendi emeğiyle büyümeyi esas aldı. DAİŞ çetelerinin Minbic’ı işgal ettiği süreçlerde gençlik dönemlerinin başında olan Ebû Leyla yoldaşımız, daha işgalin ilk günlerinde bu çetelerin gerçekliğini anladı. DAİŞ çetelerinin Selefilik ideolojisi ile hakiki İslam’ın hiçbir alakası olmadığını erkenden fark eden yoldaşımız, o süreçten itibaren çetelere mesafeli durdu. Çetelerin Minbic halkından birçok kişiyi katletmesi Ebû Leyla yoldaşımızda büyük bir öfke yarattı. Bu nedenle çetelere karşı çıkmaya başlayan yoldaşımız, DAİŞ çeteleri tarafından 4 ay boyunca esir alındı. Esareti süresince çetelerin yoğun baskı ve işkencesine maruz kalması, çetelere olan öfkesini daha da biledi.
Başta Minbic halkımız olmak üzere çetelerin işgali altında yaşamak zorunda kalan tüm halkların özgürlüklerine kavuşması için elinden geleni yapması gerektiğine inanan yoldaşımız, bu temelde 2015 yılında Rojava’daki özgürlük güçlerine katıldı. Yoğun bir savaş sürecinde direniş birliklerine katılan yoldaşımız, kısa bir süre askeri eğitim aldıktan sonra büyük bir iddia ile direniş mevzilerindeki yerini aldı. Savaş tecrübesini bizzat savaşın içerisinde kazanan Ebû Leyla yoldaşımız, cesareti ile tüm yoldaşlarının saygısını kazandı. DAİŞ çetelerine karşı başlatılan Minbic Özgürlük Hamlesine katılan yoldaşımız, doğup büyüdüğü kentin özgürleştirilmesi için fedaice bir katılımın sahibi oldu. Yoğun ve sert bir savaşın yaşandığı Minbic’de onlarca yoldaşının şehadetine tanıklık eden Ebû Leyla yoldaşımız, bu süreçte birbirinden değerli Apocu militanları tanıma imkanı buldu. Bunlardan biri olan Feysel Ebû Leyla’nın çetelere karşı direnişe öncülük etmesi ve son nefesine kadar fedaice savaşarak şehadete ulaşmasından derinden etkilendi. Bu nedenle o süreçte Şervan olan ismini Ebû Leyla Şehîd koyarak değerli komutan Feysel Ebû Leyla yoldaşın adını ve silahını kuşandı. Tüm mücadele yaşamı boyunca Feysel Ebû Leyla yoldaş şahsında özgürlük şehitlerine layık olmak için fedakarca savaşan yoldaşımız, her anında mücadelesini büyütmenin çabasında oldu.
Kuzey ve Doğu Suriye bölgesine yönelik çete saldırılarının büyük oranda kırıldığı sürece kadar bu alanda mücadele eden Ebû Leyla yoldaşımız, birçok eylem ve hamlede yer alarak halkımıza karşı olan görev ve sorumluluklarını başarıyla yerine getirdi. Ebû Leyla yoldaşımız, DAİŞ çete tehdidinin büyük oranda sonlandırılmasından sonra işgalci Türk devletinin halklarımızın kazanımlarını ortadan kaldırmak için bizzat saldırıya geçmesine karşı yine direniş mevzilerindeki yerini aldı. Türk devletine karşı birçok alanda savaşan yoldaşımız, önemli bir savaş tecrübesi edindi. Yaşanan yoğun savaş süreci içerisinde Apocu militanları daha yakından tanıma imkanı bulan yoldaşımız, bu yoldaşlarından Rêber Apo gerçekliğini öğrenerek bilince çıkardı. Bunun üzerine kendisini Apocu felsefede geliştirmek isteyen yoldaşımız, bunu Kurdistan dağlarında gerçekleştirebileceğine inandı. Bu temelde yüzünü Kurdistan dağlarına dönen yoldaşımız, gerilla saflarına katıldı.
Gerilladaki ilk eğitimlerini almaya başlayan Ebû Leyla yoldaşımız, istekli ve öğrenmeye olan merakı ile dağ yaşamının tüm ayrıntılarını kısa sürede öğrendi. Daha öncesinde savaş tecrübeleri olan yoldaşımız, bu tecrübelerini işgalci Türk ordusuna karşı etkili bir şekilde değerlendirmek için gerilla savaş sanatında da yetkinleşmesi gerektiğine inandı. Bu amaçla hem eğitim sürecinde hem de yoldaşlarıyla yaptığı tartışmalarda büyük bir dikkat ve disiplinle yeni dönem gerillacılığının esaslarını öğrendi. Artık yetkin bir gerilla olan Ebû Leyla yoldaşımız, büyük bir iddia ve kararlılıkla direnişin yaşandığı alanlara gitmek için önerilerde bulundu. Bu temelde direnişin sürdüğü alanlara giden yoldaşımız, burada büyük bir fedakarlık ve çaba ile süren direnişe katıldı. Direniş alanlarına ulaşır ulaşmaz büyük bir coşku ve heyecanla yaşama katılan yoldaşımız, kısa sürede tüm yoldaşlarının örnek aldığı bir militan haline geldi. Sahip olduğu savaş tecrübesi sayesinde büyük bir soğukkanlılık ve cesaretle düşman üzerine gitmekten çekinmedi, bu özelliğiyle yoldaşlarına büyük bir moral kaynağı olup direnişin büyütülmesinde önemli bir emek verdi.
Buradaki görevini tamamladıktan sonra Medya Savunma Alanları’nın farklı bölgelerinde mücadelesini sürdüren yoldaşımız, her geçen gün kendisini Apocu ideolojide geliştirdi. Arap halkımıza mensup bir militan olarak üstlendiği tarihi sorumluluğun farkında olan Ebû Leyla yoldaşımız, her anında bu sorumluluğun bilinciyle yoğunlaştı, mücadele etti. Halklarımızın çeşitli gerekçelerle birbirine düşmanlaştırılmasına karşı Rêber Apo’nun Demokratik Ulus paradigmasının yegâne çözüm ve birlikte yaşam perspektifi olduğuna tüm benliği ile inanan yoldaşımız, bu özgürlük paradigmasını kişiliğinde temsil etmek için büyük bir çaba gösterdi. Tüm devrimci yaşamı boyunca durmak bilmeyen bir yürüyüşün sahibi olan, dürüst ve samimi kişiliği ile birlikte mücadele ettiği tüm yoldaşlarında derin izler bırakmayı başaran Ebû Leyla yoldaşımız, 30 Nisan 2024 günü Devrim Botan yoldaşımızla birlikte gerçekleşen bir düşman saldırısında şehadete ulaşarak özgürlük savaşını zirvede tamamladı. Yoldaşları olarak bir kez daha Ebû Leyla yoldaşımız şahsında tüm enternasyonal şehitlerimizin özlem ve hayallerini gerçekleştireceğimizin sözünü yineliyoruz.
29 Temmuz 2024
HPG Basın İrtibat Merkezi





