Amed halkı yüz yıllardır işgalcilerin her türlü saldırılarına karşı tarihi surları gibi sürekli başı dik bir şekilde durmasını bilmiştir.
Soykırımcı Türk devletinin saldırılarına karşı da aynı duruşu sergileyen Amed halkımız tüm işkence ve baskılara karşı direnişi seçmiştir. Partimizin kurulduğu Licê’nin Fîs köyü de Amed’in bu onurlu duruşuna denk bir duruş içinde olmuştur. Partimizin kuruluşuna ev sahipliği yapan Fîs köyü ve yurtsever Zuğurli ailesi de yarım asrı bulan özgürlük mücadelemizde her türlü bedeli ödemekten geri durmayarak Kurdistan’da yurtseverliğin en seçkin örneklerinden olmuştur. Şehîd Seyfettin Zuğurli yoldaş ile başlayan Şehîd Ferzende, Şehîd Alaattin, Şehîd Semir, Şehîd Lokman ve son olarak Şehîd Arjîn Fîs yoldaşımızla devam eden bu hakikat yolculuğuna birçok yoldaşımız da katılarak şehitlerden devraldıkları mücadeleyi daha da büyütmenin çabasında olmuştur.
Şehitlerin anısına bağlılığın gereği olarak mücadeleyi seçen yoldaşlarımızdan biri olan Armanç yoldaş, ailesinin düşman baskılarından dolayı Türkiye’nin Düzce iline göç etmesinden dolayı burada doğmuştur. Emekçi ve yurtsever bir ailede büyüyen Armanç yoldaşımız Türk devletinin tüm sürgün, asimilasyon ve soykırım politikalarına rağmen özünü korumayı başarmıştır. Armanç yoldaşımız sistemi daha küçük yaşlarda sorgulayan ve onun yaşamını kabul etmeyen asi özellikler edinerek büyümüştür. Büyüdükçe anlamlı ve alternatif bir yaşamın arayışında olan Armanç yoldaşımız yurtsever bir gelenekten geldiğinden dolayı verili olanla yetinmemiş, okumuş ve araştırmıştır. Devrimciliğe küçük yaşlarda ilgi duymaya başlamıştır. Emekten, ezilenden ve haksızlığa uğrayandan, yoksuldan, sömürülenden yana saf tutmuş ve bu, Armanç yoldaşımız için bir yaşam çizgisi olmuştur. Bir arkadaşının saflarımıza katılmasıyla Partimize olan ilgisi artmış ve cevap bekleyen sorularına karşılık bulmuştur. Armanç yoldaşımız PKK’yi tüm arayışlarının, çelişkilerinin ve sorularının cevabı olarak ifade etmiş ve mücadele saflarındaki yerini almıştır. Armanç yoldaşımız 2015 yılında Komalên Ciwan çalışmalarına katılarak aktif mücadeleye başlamıştır. Özyönetim Direnişi’nin başlamasıyla Nisêbîn’e geçmiş, işgalci Türk ordusuna sendromlar yaşatan tarihi ve destansı Nisêbîn Özyönetim Direnişi’nde yer almıştır. Geri çekilme sırasında işgalcilerin eline esir düşmüş, yaklaşık bir buçuk yıl kaldığı zindanı bir eğitim yerine dönüştürmüş, işgalcilere olan kin ve intikam duygusunu bilemiştir. Zindanda her zaman dağa gelme hayalini canlı tutmuştur. Zindandan çıktıktan sonra hiç tereddüt etmeden yüzünü dağlara dönmüştür.
Özgürlük gerillaları için bir mekân olmaktan öteye anlam ifade eden dağlarda doğayla iç içe özgür kadının en yüce duygularını hissederek bütünleşmiştir. Gördüğü eğitimlerden sonra gençlik çalışmalarından ayrılıp ısrarla önerdiği askeri alana geçmiştir. Kendisini Rêber Apo’nun ideolojisi temelinde geliştiren Armanç yoldaşımız, kapitalist modernitenin yaratmış olduğu bireyci kişilik özelliklerden ve egemenlikçi etkilerinden nefret etmiştir. Rêber Apo’nun büyük bedeller vererek yarattığı kolektif ve komünal değerlere dört elle sarılmıştır. Bizi var eden yoldaşlığa büyük önem vermiş, Önderliğimizin “yoldaşların yoldaşı olmak, temsil edilen hakikatten pay almak demektir” belirlemesini kendine esas almıştır. Armanç yoldaşımız Saraca, Zilanca ve Bêrîtanca olan kavgasını süreklileştirmiş, kendini ve yoldaşlarını oluşturmaya çalışmıştır. Sevgi ve bilginin anlamlı hale gelmesi adına sürekli paylaşmayı kendine esas almıştır. Rêber Apo’nun hayalimdir dediği özgür kadın kimliğine erişmek için çok çaba vermiştir. Dağlı bilge bir kadın olmanın arayışını ve mücadelesini kesintisiz bir şekilde sürdürmüştür. Hakikatimiz olan Rêber Apo’dan bahsedildiğinde gözlerindeki ışıltısı artan Armanç yoldaşımız, Önderliğimizin hakikatine daha fazla yakınlaşmak ve ulaşmak için Hêzên Taybet örgütlemesine dahil olma önerisini geliştirmiştir. Önerisi kabul edilene kadar önemli görev ve sorumlulukları Apocu bir tarz ve tempoyla yürütmüştür. Zîlan çizgisinde Rêber Apo’nun doğru bir yoldaşı ve fedai bir militanı olmayı hedefleyen Armanç yoldaşımız, katılımı ve duruşuyla bunu başarabilmiştir. Hêzên Taybet örgütlemesine geçerek aldığı eğitimler ve yaşadığı yoğunlaşmalarla kendi deyimiyle kendisini yeniden oluşturmuştur. Mücadelesini her koşul altında azimle devam ettirmiş, yetkin fedai bir kadın militan olmak için kendini Apocu irade ve bilinçle eğiterek donatmıştır. Her yoldaşına “Önderlikten bir parçadır” diyerek değer vermiş ve tüm yoldaşlarının yaşamına dokunarak kendinden bir iz bırakmasını bilmiştir. Armanç yoldaşımız iradeli, moralli, coşkulu ve yaşama aşkla katılan bir duruşun sahibi olmuştur. Sistemin dayatmış olduğu kişilik özelliklerinden uzaklaşıp ideolojik anlamda netleştikçe sade ve mütevazi bir katılım gerçekleşmiştir. Binlerce şehidimizin mirası olan mücadele anlayışıyla kendisi için hiçbir şey istememiş, kendini bu uğurda adamıştır. Kadının militanlaşması, savaşması ve güzelleşmesinin somut bir örneği olmuştur. Armanç yoldaşımız, her bir yoldaşımızda derin etkileri olan Önderliğimizin esaretinin bitmesi ve sürece cevap olmak için çok çalışmıştır.
Zîlan’dan başlayarak süregelen fedailik çizgisinin takipçilerinden olan Armanç yoldaşımız, mücadelesi ve militanca duruşuyla Önderliğimize ve şehit yoldaşlarına layık bir katılımın sahibi olmayı başarmıştır. İşgalci Türk ordusunun Medya Savunma Alanları’na yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda şehadete ulaşan Armanç yoldaşımızın anılarına doğru sahip çıkarak özgür ve sosyalist toplum hayalini mutlaka gerçekleştireceğimizin sözünü yineliyoruz.
17 Temmuz 2023
HPG Basın İrtibat Merkezi





