Tarihten günümüze kadar Kurdistan’da hakimiyet sağlamak isteyen tüm iktidarcı güçlere karşı her zaman direniş içerisinde olan ve hiçbir zaman teslimiyeti kabul etmeyen kadim Goyî aşireti, aynı amacı güden işgalci Türk devletine karşı da onlarca yıl direniş içerisinde oldu.
Türk devletinin halkımızın varlığına kasteden sömürgeci ve soykırımcı siyasetine karşı bulunduğu asi dağlarda öz benliğini koruyarak ve öz savunma bilincini geliştirerek cevap veren Goyî aşiretimiz, bu kutsal mücadelesini partimiz PKK’nin ortaya çıkmasıyla daha örgütlü bir şekilde sürdürdü. Partimiz PKK’nin Botan’ın her alanında örgütlendiği süreçlerde Partimizle tanışan ve en değerli evlatlarını gerilla saflarına katmakta tereddüt etmeyen bu değerli aşiretimiz yurtseverlik görevlerini en üst düzeyde günümüzde de yerine getirmeye devam etmektedir. Roboskî halkımız Cesur Roboskî, Sorxwîn Roboskî, Cûdî Roboskî ve birbirinden değerli birçok evladını Kurdistan’ın özgürlüğü yolunda şehit verdi. Düşman baskılarına karşı onurunu korumak için göç yollarına düşen ve 2011 yılında Roboskî’de olduğu gibi acımasızca ve insanlık dışı katliamlarla yüz yüze kalan Goyî aşiretimiz, mücadeleden bir milim dahi geri adım atmadı. Her geçen gün özgürlük mücadelesine daha aktif katılım sağlayarak düşmana karşı asla diz çökmeyen direngen Kürtlüğün asaletinin temsili oldu.
Yurtseverliği ve direnişçiliği ile tüm Kurdistan halkına örnek olan böylesi bir aşirete mensup bir ailede, Roboskî’de dünyaya gelen Cesur yoldaşımız, kuşkusuz küçük yaştan itibaren Kürtlük değerleri ve yurtseverlik ölçüleri ile büyüdü. Ailesinin düşman baskılarından dolayı Roboskî’den Cizîra Botan’a göç etmesinden dolayı yaşamının büyük bir kısmını burada sürdüren yoldaşımız, aynı zamanda Cizîr halkımızın yurtsever duruşundan da çok şey öğrendi. Bu nedenle mücadele içerisinde yetişen yoldaşımız, Kurdistan’da yaşayan her Kürt çocuğu gibi düşmanı soykırımcı ve sömürgeci karakteriyle tanıdı. Bu nedenle erkenden mücadele saflarındaki yerini alan Cesur yoldaşımız; devrimci, yurtsever gençlik çalışmalarında aktif bir şekilde katıldı. Kurdistan gençliğinde öz savunma bilincinin gelişmesi ve düşman saldırılarına karşı halkımızın savunulması için büyük bir emeğin sahibi oldu. Bu nedenle Cizîra Botan halkımızın sevip saydığı öncü bir gençlik militanı oldu. Düşmana olan öfkesini her geçen gün büyüten Cesur yoldaşımız, özellikle 2011 yılında Türk devletinin Roboskî’de 34 insanımızı hunharca katletmesi üzerine mücadele kararlılığını daha da güçlendirdi. Yaşanan katliamda birçok akrabasının şehadete ulaşması nedeniyle Türk devletinde intikam alma hırsını bileyen yoldaşımız, bunu en iyi Kurdistan dağlarında gerilla saflarında gerçekleştirebileceğine inandı. Bu temelde 2013 yılında yüzünü kendisini ait hissettiği Kurdistan dağlarına dönen yoldaşımız, gerilla saflarına katılarak hem hayallerini gerçekleştirdi hem de düşmandan intikam alma imkanı buldu.
Gerilladaki ilk eğitimleriyle birlikte coşkulu ve amansız bir mücadelenin içerine giren Cesur yoldaşımız, kendisini gerilla savaş sanatında yetkinleştirerek amaçlarına erkenden ulaşmak istedi. Bu temelde yeni savaşçılar eğitiminde yer aldığı tüm derslere büyük bir ilgi ile yaklaşan yoldaşımız, yıllarca kazanılabilecek tecrübeleri birkaç ayda edindi. İddialı katılımı sayesinde kısa sürede hem askeri hem de yaşamsal anlamda önemli gelişmeler kaydeden yoldaşımız, kendisini en zorlu mücadele alanları için hazırladı.
Bu temelde Zagroslar başta olmak üzere Medya Savunma Alanları’nın birçok bölgesinde gerillacılık yapan Cesur yoldaşımız, özellikle 2015 yılından itibaren gelişen düşman saldırılarına karşı yükselen destansı direnişte aktif bir rol üstlendi. Soykırımcı Türk devletinin tüm imkanlarını seferber ederek halkımıza ve Hareketimize karşı tarihinin en kapsamlı saldırılarını geliştirdiği bu süreçte, fedaice mücadele etti. Bu süreçte birçok yoldaşının şehadetine tanıklık eden Cesur yoldaşımız, her bir şehadeti mücadeleyi büyütmenin gerekçesi yaptı. Bu nedenle kendisinde Apocu iradeleşmeyi en üst düzeye çıkaran yoldaşımız, mücadelesi ve yaşamdaki duruşuyla tüm yoldaşlarının örnek aldığı bir militan oldu. Zagroslarda 3 yıl boyunca amansız ve destansı bir mücadele yürüten yoldaşımız, daha sonra kendisini yeni dönem gerilla taktiklerinde geliştirmek ve dönem görevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmek için askeri ve ideolojik eğitimlere dahil oldu. Bu süreci en verimli bir şekilde değerlendiren Cesur yoldaşımız, ulaştığı ideolojik birikim ve Apocu yaşam tarzı ile onlarca yoldaşının eğitimini üstlenebilecek düzeye geldi. Bu görevini en iyi bir şekilde tamamladıktan sonra bir kez daha savaşın yoğun olduğu alanlara gitmek için önerilerde bulunan yoldaşımız, özellikle Avaşîn, Zap ve Metîna bölgelerinde Şehîd Bager, Şehîd Avzem, Şehîd Serxwebûn, Şehîd Çavrê ve Şehîd Cumalî yoldaşlarımız şahsında açığa çıkan fedailik ruhundan derinden etkilendi. Bu nedenle düşman saldırılarının yoğun olduğu alanlara gitmeyi ısrarla isteyen yoldaşımız, bu amacına ulaştı.
Yer aldığı gerilla timleriyle birlikte düşmanın mevzilendiği birçok alanda geliştirilen devrimci hamlelere katılan Cesur yoldaşımız, adı gibi cesaretli ve tereddütsüz katılımı ile düşmana ağır darbelerin vurulmasında eşsiz bir emeğin sahibi oldu. Duruşu ve katılımı ile tüm yoldaşları için moral ve güç kaynağı olan yoldaşımız, kendisini daha da güçlendirmek için Rêber Apo’nun özgürlük felsefesinden beslenmesi gerektiğinin bilincinde oldu. Önderliğimizin tüm özgürlük savaşçılarını hissettiğinin bilincinde olan yoldaşımız, Önderliğe daha yakın olmak için derin bir yoğunlaşmanın sahibi oldu. Zaferin ancak Önderlik tarzında ve temposunda mücadele eden bir militanlık gerçekliği ile mümkün olabileceğine inanan yoldaşımız, bu anlamdaki çaba ve emeği ile üstlendiği tüm görev ve sorumluluklarını eksiksiz bir şekilde yerine getirdi. Tarihi bir direnişin yaşandığı ve Türk ordusunun adeta bulunduğu yerlere çakılı kaldığı 2024 yılında gerçekleşen bir düşman saldırısında şehadete ulaşan Cesur yoldaşımız, mütevazı, olgun ve coşkulu kişiliği ile her zaman mücadelemizde anılacaktır.
23 Ocak 2025
HPG Basın İrtibat Merkezi





