Agit arkadaşın 1977 yılında dünyaya geldiği Afrin’in Basufan köyü, Kürtlüğün unutulmaya yüz tuttuğu, köylülük ve feodalizmin Kürdistan’a hakim olduğu bu yıllarda Kürt olmanın kader bile denilemeyecek ezilmişlik ve parçalanmışlığını iliklerine kadar yaşıyordu.
Her başkaldırışta sömürü ağlarını daha fazla parçalamaya ve kendi benliğini daha fazla yaşamaya müthiş bir şekilde ihtiyacı vardı. Bir yandan ilkel milliyetçilerin kendi aile ve aşiret çıkarlarını geliştirebilmek için Kürtlüğü peşkeş çektikleri, diğer yandansa sözde Kürdistan ulusal kurtuluşçularının Kürt halkının yiğit evlatlarını katlettiği bu yıllarda, bu köyden çok uzakta da olsa ideolojisi, önderleri ve öncüleri ile bir Kürt hareketi ortaya çıkıyordu. Tel örgüler ve mayınlı tarlalarla K.Güney’den ayrılan Kuzey Kürdistan’da yeni bir hareketlilik ve kıpırdanma gün yüzüne çıkıp halkın acılarını dindirmek ve yeni bir umut ışığı olmak için büyük bir iddia ile ilerliyordu.
1978 yılında kendini partileştiren bu Apocu Hareket, Kürdistan’da büyük bir hızla örgütlenip birçok taraftar kazanmaya başlamıştı. Apocu Hareketin gösterdiği gelişmelerden ürken ve hareketin gücünü anlayan oligarşi, her Kürt isyanında olduğu gibi, bu hareketi de bir an önce parçalayıp yok edebilmek için darbe hazırlıklarına başlamıştı. PKK hareketinin kurucusu ve geliştiricisi olan Başkan APO, daha önceki Kürt tarihinin tecrübelerinden de yola çıkarak örgütün sürekli olması gerektiği bilinciyle Ortadoğu’ya açılım yapmış ve Küçük Güney halkı PKK hareketine müthiş bir ilgi göstermiş, Önderliğin yıllar boyunca bizzat gösterdiği çabalarıyla belli bir yurtseverleşme düzeyine ulaşmış ve binlerce evladını PKK’nin özgürlük saflarına göndermişti.
Agit arkadaş da böyle bir ortamda doğup büyümüş, ailesinin yurtseverliğinin de etkisiyle kendisini mücadeleye katmıştı. Hem fakirliğin ve köylülüğün ağır baskısı, hem de Yezidiliğin getirdiği sosyal baskı, Agit arkadaşta küçük yaşlarda emeğin bilincine varmayı ve sorumluluk duygusunun gelişmesini sağlamıştı. Çocuk denecek yaşlarda partiyle tanışan Agit arkadaş, bir an önce özgürlük saflarına gelebilmek için arkadaşlara sürekli öneri sunmuş, ancak bu öneriler arkadaşlar tarafından geri çevrilmiş ve faaliyetlerde kalmasının daha yararlı olacağı söylenmişti. Agit arkadaş, bu süre içerisinde partinin işlerinde çalışarak partiye maddi yönden destek sunuyordu.
Uluslararası komplonun tüm ağırlığıyla Başkan APO’ya yöneldiği 1999 yılında, işbirlikçi ve ihanetçi güçler de partimizi içten ve dıştan yıpratıp tasfiye etmeye çalışıyordu. Komplonun geliştiği bu yıllarda Suriye ordusunda askerlik yapan Agit arkadaş, devletin iç yüzünü daha iyi anlamaya başlamıştı. 2000 yılında askerliği biter bitmez partiye katılma kararını yinelemiş ve bu sefer, kararında ısrarlı bir tutum sergilemişti. Bu kararını ailesi ile de paylaşmış ve tüm ailesini toplayarak parti bayrağı ve Önderliğin manevi şahsı karşısındaki onur sözünü ilk önce onların önünde vermişti.
2000 yılı sonlarında Gare alanında partiye katılan Agit arkadaş, kısa bir süre sonra hamlelerde yer alabilmek için Kandil alanına geçmişti. Sürekli olarak kendisini geliştirmeye ve yaşamın gerektirdiği görevleri yerine getirmeye çalışmış, saflığı, dürüstlüğü ve en zor işlerde çevresine güven vermesiyle kısa bir zamanda çevresindeki arkadaşların sevgisini kazanmıştı.
Özellikle her hareketinde sesini duyurabilen ve kendisini sürekli olarak öne veren özellikleri, onun tabur içerisinde çabuk tanınmasını sağlamıştı. Belki düşünsel olarak kendisini her yönüyle ifade edemiyordu. Ama yaşam pratiği ile belli bir Apocu militan ruhunu temsil ediyor ve bunu çevresindeki arkadaşlara da taşırıyordu. En zor işlerde hep en önde olması ve tavır, tutum ve yaklaşımlarıyla arkadaşlara moral vermesiyle Agit arkadaş, yaşamda sürükleyici bir pratiğin sahibiydi.
Agit arkadaşın yaşamda en sevdiği şey, silahıydı. En büyük arzusu da silahının üzerinde hakimiyetini en iyi şekilde geliştirerek onu devrime en faydalı bir şekilde kullanabilmekti. B-7’si ile adeta bütünleşen Agit arkadaş, uzun bir süredir bu silahı kaldırmasına rağmen, arkadaşların silahını değiştirme önerilerini her seferinde geri çeviriyor ve silahını bırakmak istemiyordu. O kötü olaydan iki gün önce de takım komutanı arkadaş tarafından bu nokta tekrar dile getirilmiş, ancak Agit arkadaşın cevabı kesin ve net olmuştu.
...
HPG güçlerinin yeni strateji doğrultusunda yeniden yapılandırılması hedefi doğrultusunda yürütülen faaliyetlerden olan ve tabur tabur yürütülen kapsamlı ve yoğunlaştırılmış askeri eğitim sırası taburumuza gelmişti. Bu eğitim çerçevesinde bütün silahlar üzerine tekrar eğitim görülmüş ve bu eğitimler sonrasında eğitim atışları yapılmıştı. Agit arkadaş da bu atışlardan iyi sonuçlar alıyor, bazen kötü atış yaptığında ise kendisine takılan arkadaşlara cevabı “Siz beni B-7’de görürsünüz.” oluyordu. 7 Aralık günü geldiğinde tabur olarak B-7 eğitimi görülmüş ve anlatım bittikten sonra bütün arkadaşlarda atış yapacak olmanın heyecanı başlamıştı. Agit arkadaş ise eğitim komisyonunun adeta yakasına yapışmış, ilk atışı yapabilmek için öneri üzerine öneri yapıyordu. onca ısrarından sonra bu önerisi kabul edildiğinde, bir yandan silahını hazırlamaya başlamış, bir yandan da arkadaşlarla şakalaşarak “Hedefi vuracak mısın?” sorularına “Tam on ikiden” diye cevap vererek kararlılık ve iddiasını ifade etmişti.
Son hazırlıklar yapıldıktan sonra hepimiz bir köşeye çekilip beklemeye başlamıştık. Patlama sesinin gelmesiyle birlikte, bütün gözler Agit arkadaşa çevrilmişti. Agit arkadaş, haşvenin B-7 içinde patlaması sonucu patlamadan etkilenerek yere düşmüştü.
İşbirlikçi, hain, gerici ve komplocu güçlerin hareketimize yönelik geliştirdikleri komplo girişimlerinden yeni bir tanesine tanık olmuştuk. Tuzaklı olarak hazırlanmış olan haşve, B-7’nin içinde patlamış ve bu komplo, silahına sonuna kadar bağlı olan ve hiçbir şekilde ondan ayrılmak istemeyen Agit arkadaşın şahsında yaşanmıştı.
Agit arkadaş, patlamanın etkisiyle başından yaralanmış ve yapılan onca müdahaleye rağmen kurtarılamamış ve bir özgürlük yıldızı daha komplocu ihanetçi güçlerin hain planları sonucunda kaymıştı. Agit arkadaş şehit düşmüştü.
Komplocu güçler, bu şekildeki çirkef saldırılarıyla yeniden yapılandırma doğrultusunda yürütülen eğitim faaliyetlerimizi sekteye uğratmak ve sabote etmek isterken, bu eğitim içerisinde bu şekilde verdiğimiz şehidimiz, bizleri bu eğitimleri mutlaka sonuca ulaştırmaya ve çok daha güçlü, çok daha hakim bir şekilde savaşa yaklaşmaya zorunlu kılmaktadır. Böyle bir olay, bizleri yıldıramayacağı gibi, böyle bir eğitim sürecinde daha aktif, daha bilinçli ve örgütlü bir şekilde yoğunlaşacağımızı ve bu temelde doğru bir cevabın sahibi olmak için sonuna kadar çabalayacağımızı belirtiyoruz. Agit arkadaşın anısı mücadele yolumuza ışık tutacak ve silahı yerde kalmadan Kürt evlatlarının, kahramanlarının intikamını almak için düşmana karşı sonuna kadar kullanılacaktır.
Devrimci Selam ve Saygılar
Şehit Rüstem Taburundan
Mücadele Arkadaşları





