Mazlum ve Mahsum, iki büyük şehidimiz. Biri bir halkın beyni ve yüreği, diğeri karanlık bir ortamda özgürlük ateşini yakarak, Çağdaş Kawa olmasını bilmiştir. Her iki şehidimiz üzerinde ciltler dolusu yazmak gerekir; yoksa Onların yaşamını ve mücadelesini anlamak mümkün değildir.
Onlar, tarihin karşılarına çıkardığı görevlere, tereddüte, kararsızlığa ve ikircikliğe düşmeden dört elle sarılmış ve son ana kadar da bu tavırlarını sürdürmüşlerdir. Halkımızın en fazla ihtiyaç duyduğu anda, yapılması gerekeni yapmışlardır. Şehitlik gibi yüksek bir mertebeye yükselerek, Kürdistan halkının canı ve kanı olmasını bilmjşlerdir. Şehadetleri ile ulusal kurtuluş mücadelemize büyük bir atılım kazandırdıkları gibi, halkımıza, militanlara da nasıl yaşanması ve savaşılması gerektiğinin gerçek yolunu da gösterdiler. Bu anlamda Onlar, sadece tarihin bu döneminin gerçek kahramanları değil, halkımızın bütün bir tarihinin kahramanları olarak anılacaklardır.
PKK-MK üyesi, bu her iki değerli şehidimizin anılarına bağlılığın da bir gereği olarak, PKK III. Kongresi, 21-28 Mart tarihleri arası zamanı Ulusal Kahramanlık Haftası olarak karar altına aldı ve ilan etti. Bundan sonra her 21-28 Mart arası dönem Ulusal Kahramanlık Haftası olarak kutlanacak ve bu haftada başta bu iki değerli şehidimiz olmak üzere bütün şehitlerimiz anılacaktır.
Mazlum DOGAN ve Mahsum KORKMAZ yoldaşların şahsında, halkımız çok şeyler kazandı. Halkımızın bu iki önderini çok erken yitirmesi en büyük kayıplardandır. Ama bu yoldaşlarımız, şehadetleri ile bile. halkımıza büyük bir kan gücünü verdiler. Halkımızın damarlarında dolaşan bağımsızlık ve özgürlük kanını pompalayan ve buna büyük bir kuvvet katan, bu yoldaşlarımızdır.
Yıllardır. öndersizlikten çekmiş, gerçek halk önderleri ortaya çıkmadığı için sömürgeci egemenlik altında kalmış bir halk için. iki değerli önderini yitirmenin anlamının ne olduğunu bu halkın kendisinden daha iyi bilen yoktur. Yine bunun acısını bu halktan daha iyi duyan ve yüreğinin derinliğine işleyen yoktur. Bunun için Kürdistan halkı, kendisine böylesine değerli önderleri veren PKK etrafında daha sıkı bir şekilde kenetlenmektedir.
Bu önderlere sahip çıkmanın en gerçekçi ve doğru yolu da budur. PKK'nin ideolojisi ve mücadelesi böylesine değerli önderleri ortaya çıkardı. PKK'nin yürüttüğü mücadele etrafında birleşmek, gerçek halk önderleri etrafında biraraya gelmektir. Bugün, ulusal kurtuluş savaşımız bu görevi büyük oranda yerine getirmiştir. Bu görevin daha da yerine getirilmesi gerekiyor.
Mazlum ve Mahsum'ım Kişiliginde Dile Gelen Nedir?
Bu şehitlerimizin kişiliğinde dile gelen tarihtir. Savaşmaya ve kazanmaya azmetmiş bir halkın şahlanışı, bu kişiliklerde vardır. Onlar karanlık bir dönemin aydınlatıcıları oldular. Yüzyıllardan bu yana süzülerek günümüze kadar gelmiş olan halkımızın öz değerlerinin temsilcileridirler. Kürt yiğitliğinin, mertliğinin PKK'de somutlaşan örnekleridir.
Tarihten neyi kastediyoruz? Yüzyıllarca önce yaşamış olan Demirci Kawa'nın zulmün yine insan soyuna en vahşi bir şekilde kastettiği bir ortamda, Diyarbakır zindanında Çağdaş Kawa olarak, Mazlum DOGAN yoldaşın kişiliğinde yeniden karşımıza çıkmasının başkaca ne anlamı olabilir? Bu tarihin, günümüze kadar uzattığı kollarının örnekleri değil mi?
Demirci Kawa zulmün sarayında ateş yakarak, kurtuluşu müjdelemedi mi? İnsanların yaşamlarının elinden alındığı ve zulmün en vahşisinin uygulandığı bu sarayı yaşamın hizmetine sunmadı mı? Bütün bunların cevabını biliyoruz. Evet, Demirci Kawa iyiye, güzele ve insanca yaşama kavuşmanın ışıklı yolu oldu. Onun yaktığı ateş de zifiri karanlığı parçaladı ve halkımızı gün yüzüne çıkardı.
Tarih, 21 Mart 1982 ... Yer, Diyarbakır zindanı. .. Bu kez zulüm zindanlarda İnsan yaşamına en kötü bir şekilde kastedilmek istendiği bir zulüm merkezi. Ortam zifiri bir karanlıkla kaplanmış. Gün yüzüne çıkmanın koşulları çok zorlaşmış, son umut ışıkları da sönmek üzere İnsanların yaşamında umudun kesildiği bir an. Ama herkes zulümden kurtulmak istiyor. Ortam sessiz, sakin, adeta bir kabus çökmüş gibi.
Zindanın en kuytu köşesinden bir haykırış yükseldi. Demir parmaklıklar arasında üç kibrit çöpünün aydınlattığı yüz, Mazlum'un yüzüdür. Hücreler hareketlendi ve hepsi ışığı görmek istedi. Mazlum DOGAN yoldaş, "Bugün 21 Mart, bugün Newroz "biçiminde konuşmasını devam ettirdi. Çağdaş Kawa özgürlük ateşini bu kez demir parmaklıklar ardında yakmıştı. Elinde üç kibrit çöpü vardı. Halkımıza yeni günün başlangıcını müjdeliyordu. Zulüm ne kadar vahşi olursa olsun, kurtuluş mümkündü. İşte, Mazlum yoldaş bunu müjdeliyordu. Kawa'nın yaktığı ateş, zindanları aydınlattı, dışarı taştı. Dağlara, ovalara, kentlere ulaştı. Bütün bu olanları bir şafak gibi aydınlattı. Çağdaş Kawa Mazlum yoldaşın aydınlattığı yolda yürüyen, ulusal kurtuluş savaşçıları, Kürdistan'da büyük gelişmeler yarattılar. Sömürgeci faşist düşmana karşı yürütülen ulusal kurtuluş savaşında büyük başarılar kaydettiler.
15 Ağustos 1984'te HRK, 21 Mart l985'te ise ERNK ilan edildi. Bunlar, bu yoldaşlarımızın ve bütün şehitlerimizin anısına bağlılığın bir gereği olarak gerçekleştirildi. 21 Mart 1985'te ERNK'nin ilanı, Çağdaş Kawa’nın yaktığı isyan ateşinin ulusal birlik yolunda gürleştirilmesidir. İşte, bütün bunlardan dolayı, Mazlum yoldaşın Diyarbakır zindanlarında tutuşturduğu isyan ateşinin anlamı çok büyüktür. Zulmün yıkılışının bağımsızlığa ve özgürlüğe ulaşmanın müjdecisidir.
Mazlum yoldaş, bu anlamda büyük bir kahramandır. O, halkın, ulusal kurtuluş mücadelesinin çıkarlarının gerektirdiği yer ve anda, canı pahasına isyan ateşini en olanaksız koşullarda bile tutuşturmasını bilmiştir. Üç kibrit çöpünün saçtığı ışık cılız gibi gelebilir. Bu ışığın anlamı açık ki çok derindir. Yalnız, anı değil, bütün bir tarihi aydınlattı. Yine, yalnız anı ve dönemi değil, bütün bir tarihi kurtardı.
28 Mart 1986'da halkımızın ulusal kahramanı Mahsum KORKMAZ (Agit) yoldaşı yitirdilt. Agit yoldaş, halkımızın yetiştirdiği ender sayıda çıkabilecek önderlerinden biriydi. Onun kişiliği, yaşamı ve mücadelesi her bakımdan örnek alınabilecek bir özelliktedir.
'86 yılı Newroz Atılımını kendi birliği ile, büyük bir eylemlilikle karşıladı Agit yoldaş. Newroz döneminde, çeteciliğe ağır darbeler indirdi. Bu yaygın eylemlilik içerisinde şehadet mertebesine ulaştı. Ulusal kurtuluşun can ve kan pahasına geliştirilebileceği çok açıktır. İşte, Agit yoldaş, bu savaşımızın canı ve kanı olmasını bildi.
Mahsum yoldaşın kişiliğinde dile gelenler de benzer şeylerdir. Mazlum ile Mahsum ·u bu anlamda birbirinden ayırdetmek zordur. Aynı davanın neferleri olmanın yanısıra, her bakımdan da birbirine benzer özellikleri çoktur. PKK'nin militan kişiliği en somut ve canlı ifadesini, bu şehitlerimizin kişiliğinde kendisini buldu. Mahsum yoldaş, Newroz'a ve Mazlum yoldaşın anısına bağlılığın bir gereği olarak, yoğun eylemliliği sürdürdüğü bir dönemde, O da bir Newroz döneminde şehit düştü. Tarih bu bakımdan da Onları birbirine yakınlaştırdı. Mazlum ve Mahsum yoldaşlar, Hareketimizin ilk geliştirdiği dönemlerde de birbirlerine yakın çalışmışlardı. Bu bakımdan, Onları birbirine daha yakın olarak görüyoruz.
Ulusal Kahramanlanmızı Yaşamak
Mazlum ve Mahsum yoldaşlar, gerçek kurtuluş yolunu göstermekle de kalmayıp, bu uğurda nasıl savaşmamız gerektiğini de gösterdiler. Yürünmesi gereken yola girmeyi ve bu yolda mesafe almayı kolaylaştırdılar. Bu, şehitlerimizin bizlere bıraktığı en önemli miraslardan biridir.
Şehitlerimizin anılarına bağlılık nasıl olmalı? sorusu üzerine çok duruldu. Bu konuda az yazılmadı, az konuşulmadı. Söylenenlerin ve yazılanların gerekleri yerine getirilseydi; bugün aldığımız mesafe kuşkusuz daha da ileri olacaktı. Bizzat, bu şehitlerimizin yaşam ve mücadelesibile örnek alınsaydı; bu bile tek başına birçok şeyi başarmaya ve hatta devrimi kazanmaya yeterdi. Bizde bağlılık örnekleri de az çıkmadı. Ama bunlar açık ki, yetersizdir. Bu örnekleri daha da çoğaltmamız gerekir.
Halklar kan döktükleri, şehit verdikleri davalarına sımsıkı sarılırlar. Ne pahasına olursa olsun. bu davayı sonuna götürmek için büyük çaba harcarlar. Bunun için toprağa ilk düşenden, son düşen cana kadar hepsine karşı büyük bir bağlılık gösterirler ve bunları saygıyla anarlar. Daha sonraki yıllarda ise, bunların anısına anıtlar diker, sonsuza dek yaşatırlar. İsimli, isimsiz yüzlerce, binlerce kahramanı anarlar. Çünkü, bunların hepsinin, o halkın bağımsızılığa ulaşmasında büyük bir rolü vardır. Her ülkenin şehitler anıtı vardır. İşte, burada bütün bu kahramanlarını toplar ve onlara minnet borcunu her fırsatta dile getirirler.
Bizim halk olarak ayağa kalkışımız yenidir. Tarihimizin bugüne kadar gelmesinde, elbetteki sayısız kahramanın rolü vardır. Bütün bunlara karşı ne kadar ödesek de minnet borcumuzu bitiremeyiz. Bunların halk olarak yaşamımızdaki rolü büyüktür.
İşte, tarihi yeniden kalkışımızda, kölelik zincirlerini kırarak özgürlüğe yönelişimizde de, böylesi isimli, isimsiz kahramanların rolü belirgindir. Biz, bütün bu kahramanlarımıza, Mazlum ve Mahsum yoldaşların şahsında seslendik. Onların temsilcileri olarak, bu iki yoldaşımızı aldık. İşte, bu yoldaşlarımız için söylediklerimiz diğerleri için de söylenmiş olarak kabul edilmelidir. Bu şehitlerimizin, anılarına bağlılık denilince anlaşılması gerekenin ne olduğu açıktır. Bunlar büyük emek değerlerinin sahibi olarak, bize görkemli bir miras bıraktılar. Bizim yapacağımız, bu mirasa en iyi bir şekilde sahip çıkmaktır. Bazıları, adeta bir kurt gibi buna dadanıp, bitirmek istiyorlar. Tabii böyleleri en iflah olmaz uşaklardan daha kötüler.
''Emek, en yüce değerdir" sözü herhalde boşuna söylenmemiştir. Bu, herkesin emeğe saygı duyması gerektiğini ifade etmek için söylenmiştir. "Emeğe ben saygılıyım'' demekle de, bu saygı yerine getirilmiş sayılmaz. Gerçek saygı emek değerlerini ilerletmektir, bunların heder olmasını ve sorumsuzca kullanılmasını engellemektir.
Mazlum ve Mahsum yoldaşlar başta olmak üzere, ulusal kurtuluş mücadelemizde yüzlerce şehidimizin ve yaşayan direnişçilerimizin emeği vardır. Bütün bu emek ve kan vermeler sonucu, bağımsızlık ağacı bu kadar büyüyebildi; gelişebildi ve dalbudak saldı. Bunu unutan, bu emek sahiplerini aklına getirmeyen biri ne kadar emeğe saygılı olur. Tabii ki hiç. Öyleyse şehitlerimizin anısına gerçek anlamda bir bağlılığı, biz onların mirasını korumak, geliştirmek, ilerletmek ve büyütmek olarak anlayacağız. Bunu bir onur ve namus gibi göreceğiz. Asla, hiçbir şekilde çiğnetilmesine müsade etmeyeceğiz.
Peki, bu kendisini pratikte nasıl gösterecek, ulusal kurtuluş mücadelesinde ERNK çatısı altında biraraya gelmekle mümkün olur. Bütün şehitlerimizin anısına dikilecek en büyük abide olan bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü kazanmakla, biz en iyi bağlılığı gereçekleştirmiş olacağız.
Ulusal Kahramanlık Haftası şehitlerimizi anarken, bu duygularla bir kez daha kendimizi gözden geçirmek ve bu temelde yenilemek vazgeçilmez bir görevdir. Mazlum ve Mahsum yoldaşların bir emri olarak da bunu kabul edip yerine getirmemiz gerekir.
Mazlum ve Mahsum yoldaşların anıları önünde bir kez daha saygıyla eğilirken, her zamankinden daha fazla ulusal kurtuluş yolumuzu aydınlatan ışıklı yollarında yürüyeceğimize söz veriyoruz.





