Rûken yoldaşımız da Rojavayê Kurdistan’da dünyaya gelmiş, Qamişlo’da büyümüştür.
Baas rejiminin Kürtler ve bölge halkları üzerindeki baskısına karşı Rojava’da gerçekleşen Özgürlük Devrimi ile birlikte eskiden beri ilgisini çeken, hep imrenerek takip ettiği gerillalara olan merakı daha da artmıştır. Rojava’da bir devrim gerçekleşmekteyken bunun mücadelesi içerisinde aktif bir şekilde yer almışsa da asıl ilgisi dağlara, dağlarda inşa edilen özgür yaşama olmuş ve yönünü dağlara vermiştir. Asıl etken ise Kürtlerin varlığına karşı en büyük tehdidin sömürgeci soykırımcı Türk ulus – devleti olduğunu bildiği için Bakurê Kurdistan’da faşist Türk devletine karşı savaşma kararı doğrultusunda 2014’te özgürlük dağlarına gelmiştir. Yeni savaşçılar eğitimini gördükten hemen sonra Hêzên Taybet’e katılma önerisi temelinde temel devre eğitimine başlamıştır. Hêzên Taybet’te kendi deyimiyle ‘’Ez dikarim bêjim ku min xwe di nav Hêzên Taybet de naskir. Lêgerina min a pêşniyara çalakiya fedayî bi çalakiyên Heval Doğa û Heval Zinar dest pê kir. Ji ber her du heval min di jıyanê de jî nasdikir. Me bi Heval Doğa re heman perwerde dît û bi heval Zinar re jî heman navendê de jiyan kir. Sekin û tevlîbûna van hevalan li ser min bandoreke mezin çêkir.’’
Heval Rûken de gördüğü eğitimlerin hepsinden başarıyla geçer ve öğrendiği her şeyi arkadaşlarına öğretir. Örgüt kendisini ne kadar eğitmişse daha fazlasıyla yoldaşlarını eğitme çabası içerisine girer. Mücadelenin çeşitli sahalarında emek verir. Örgütün düzenlediği her görevde başarıyı esas alır ama onun gönlü hep fedai eylem yapmak için kendisine şans ve fırsat verilmesindedir.
Siyanê süreci Rûken Zelal yoldaşımız açısından da bir dönemeci ifade eder. Siyanê’den sonra bir kez daha ve çok daha ısrarlı, kararlı bir şekilde fedai eylem önerisi yapar. Cennet ülkemiz olan Kurdistan, kurtuluşuna en yakın olduğu zamanlarda ihanet, işbirlikçilik, zor, baskı ve korku ile bir kez daha kaybetmeye mahkûm edilmek istenmektedir. Rûken yoldaşımız bunun farkındadır. ‘’Her roj di pêşengtiya şehîdên qehreman de destan tên nivîsandin. Dewletên ku ji xwe re dibêjin em endamên NATO’yê ne, îro li beranberî rêbazên me yên nû û rihê fedaî ketiye nava pêxirtengiyeke pir mezin. Ji ber vê ye ku bi sedan caran gazên jehrî bi kar tîne, serî li her cûre rê û rêbazên bê exlaq dide. Wexta mirov li kûraniya vê rastiya şer binêre, mirovê bibîne ku dewleta Tirk a dagirker, çiqas ji hêz ketiye. Lê ya girîng ewe ku mirov van rastiyan baş bibîne û li hemberî vê, sekna pêwîst raber bike. Di vê pêvajoyê de hevalên me yên ku bi rihekî fedaî şer kirin, li ber xwe dan û bi vê sekna xwe ya pîroz bûn rêhevalê Egîd û Zîlanan wê ji bo min bibe nexşeya rêya ku ez li ser bimeşim. Ez di wê baweriyê de me ku emê tola wan hevalan rakin. Bi taybet hevalên me yên ku bi destê PDK’ê bi şêwazekî namerdane hatine şehîdxistin, wê ti carî neyên jibîrkirin. Bi rastî pêvajoya ku em tê de derbas dibin û bi taybet di destpêka salê de, li hember êrişên dewleta dagirker, di pêşengtiya hevrê Şoreş Beytuşşebab de sekin û berxwedaniya hatiye raberkirin, rê û rêbazên ku emê dijmin çawa hilweşînin û emê çawa bikarin bibin bersiv ji hemleya ‘Dem Dema Azadiya Rêber Apo Ye!’ nişanî me kir. Li ser vî bingehî bi rastî jî hevrê Şoreş bi sekna xwe rih û coşek pir mezin da avakirin ku aniha wekî berdewamiya vî rihî, şer û berxwedaniya di gelenperiya Herêmên Parastina Medya de tê meşandin hêvî û coşek pir mezin di dilê gelê Kurd û dostên wê de dide çandin. Ji bo vê ez dikarim bêjim ku; wê berê min her tim li van nirxan be!’’ diyerek önerisinde ısrar eder ve o da bir kadın arkadaş ile fedai eylem yapma hayalini örgütle paylaşır. Yolları Sara Arkadaş ile o zaman kesişir. Birbirlerini pek de tanımayan her iki yoldaş ideal bir eylem timi gibi görünmüş ve bunun yanlış bir önsezi olmadığı zamanla anlaşılmıştır.
Sara arkadaş birimin komutanı olarak daha fazla sorumluluk üstlenmiştir. Gerçi onun karakterinde var olan kendini her şeye karşı sorumlu görme ve yoldaşını daha fazla düşünme birimin hazırlık sürecine olduğu gibi yansır, komutanlık tarzında belirgin renk olur. Tüm bildiklerini ve tecrübelerini Rûken arkadaşla paylaşır, öğretir. Rûken arkadaş da edindiği ve bildiği her şeyi Sara arkadaşla paylaşmaya ve öğretmeye başlamıştır. Rûken yaşça daha gençtir. Sara’ya öğretmeni gibi bakar ve Sara gerçekten de büyük bir heyecanla yoldaşını geliştirmeye çalışır, pürdikkat onunla ilgilenir. Sürekli kafa yorar. Yorgunluktan helak olana kadar gece yürüyüşleri yaparlar. Sara, Rûken’i uçurumlara vurur, en ağır yük ile dik yokuşlara tırmandırır, tüm erzağı ben alıyorum der ama çantasına herhangi bir gıda almadan aç-susuz yürürler. İçten içe çok duygusallaşır, kıyamaz ona bir yandan ama bir yandan da hedefe varmanın bu yaman eğitimden geçtiğini, zaferin bu fedakarlıklarla kazanılacağını bilmenin kararlılığıyla kendini de, Rûken’i de zorlar. Düşmeler, kalkmalar, kızgınlıklar, kahkahalar, yorgunluklar, sevinçler, mutluluklar, her şeyi ama her şeyi beraber yaşarlar. Anlam dünyalarını el birliğiyle örerler, derinleştirirler. Her gün bir şeyler keşfederler. Her gün bilmedikleri bir şey öğrenmeye koyulurlar. Her gün bir fikir doğurmaya başlarlar. Her günleri bir başka geçmeye başlar. Dağların dilini öğrenirler. Doğa’nın, dağın ANA olduğunu fark ederler. Ana’nın yani doğanın rahminde kendilerini bulmaya başlarlar. Onunla tanıştıkça onlarla ruhsal bir bağları olduğunu anlamaya başlarlar ve dağın koruyucu tanrıçasının ruhunda, zamanında yaşamaya başladıklarını hissederler. Artık başka bir enerji ile dolmuştur içleri.
Önderliği doğada, dağın kendisinde, yoldaşlığın güzelliğinde görmektedirler. Önderliği kadının yaşamla barışmasında görmektedirler ve anlamaktadırlar. Anladıkça yoldaş olmayı başarmaktadırlar.
Aynı demlerde soykırımcı düşman, yoldaşlarının üzerine amansız bir şekilde kan kusmaktadır. Zulüm ülkemizin her tarafında kol gezmektedir. Faşizm ölüm getirmekte, her şeyi yok etmek istemektedir. Bunun ne demek olduğunu, faşizmin normal olmadığını, Kurdistan’da yeniden inşa edilen bu değerlere yönelerek özgür yaşama saldırdığını dolayısıyla insanlığı, kültürleri, dilleri, renkleri, dinleri hedeflediğini anlamaktadır. Düşmanın doymak bilmez bir aç gözlülükle tüm toplumsal değerlere saldırarak her şeyi talan ettiğini ve mutlaka ama mutlaka buna dur demek gerektiğinde kararlaşmaktadır.
Girê Sor direnişçilerini, Werxelê direnişçilerini nefeslerini tutarak takip ederler. Onlarda vücut bulmuş Kemalleri, Hayrileri, Beritanları, Zilanları içten içe hissederek ve gıdalarını onlardan alırlar.
Faşizme karşı savaşılmadıkça, kararlı, keskin vurulmadıkça insan olarak kalınamayacağını hele de kadın olarak bir yaşam alanı bulunamayacağını, Kürt olarak ise varlığının sonu olacağını çok çok iyi bilince çıkarmışlardır.
İki güzel ve yiğit kadın bir kez daha Kurdistan’ın özgürlüğü ve Kurdistan’ın savunması için yoldaşlarına karşı kullanılan yasaklı bombaların ve kimyasalların intikamını almak için, asıl önemli olanı ise zindanlardaki baskı, rehin alma ve ağır işkencelere son vermek için tamamen profesyonel bir tarzda, taktik yetkinlikte ve teknikte uzman bir ekip olarak fedai eylemini düşmanın hiç beklemediği bir an’da ve yerde yapmışlardır. Düşmanı şok eden tarzda bir gece ansızın gelerek vurmuşlardır.
Kurdistan’da Önder Apo’nun ve yüzlerce güzel ve asil şehidimizin emeği ile Zafer ve Aşk Tanrıçası İştar’dan Zîlan’a ulaşılmıştır. Zîlan, Tanrıça kültürünü gün yüzüne çıkarmıştır. Mücadelemizin özgürlük tanrıçası olmuştur. Kurdistan, zaferleri doğuracak Tanrıçalar diyarı olarak bir kez daha özünü bulmuştur. Zîlan, Tanrıçalık kültürünün boy vermesinde, dallanıp budaklanmasında öncülük yapmış ardılları olarak Sara ve Rûkenler; Tanrıçalığın özgür yaşam dışında bir yaşama asla tenezzül edilmeyeceğinin kararlı duruşu olmuş, geleneği daha da canlı kılmış, devam ettirmiş, “SAVAŞTA ZAFER YAŞAMDA ÖZGÜRLÜK” şiarının uygulayıcı militanları olmuşlardır. ‘’JIN, JIYAN, AZADÎ’’ diyerek, ölümde yaşamı yaratmanın, özgür yaşamı doğurmanın sembolü, ölümsüzlük tarzının sürdürücüleri ve ÖZGÜRLÜK TANRIÇALARIMIZ olmuşlardır.
Anıları daima zafer sözümüz olacaktır.
30 Eylül 2022
HPG Basın İrtibat Merkezi





