
Basına ve Kamuoyuna!
1 Ekim 2023 günü saat 09:30’da Ankara merkezindeki TC İçişleri Bakanlığı mekanına yönelik Ölümsüzler Taburumuza bağlı bir timimiz tarafından fedai eylem gerçekleştirildiğini açıklamış, fedai yoldaşlarımızın ayrıntılı kimlik bilgilerini paylaşacağımızı açıklamıştık.
Bu tarihi ve görkemli eylemi profesyonelce gerçekleştiren fedai timimiz Rojhat Zîlan (Özkan Şahin) ve Erdal Şahin (Hasan Oğuz) yoldaşlarımızdır. Tarihi kahramanlık eylemleri ile sömürgeci soykırımcı düşmanı sarsan ve bir döneme damgasını vurarak sembolleşen Rojhat ve Erdal yoldaşlarımızın başta değerli aileleri olmak üzere tüm yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyoruz. Ölümsüzler Taburumuzun fedai şehitlerinin Apocu yaşam ve yoldaşlık tarzına, mücadele çizgisine, fedailik duruşlarına, profesyonelliklerine, büyük intikam gücü oluşlarına ve bize zaferi emreden büyük eylemlerine sonuna kadar bağlı kalacağımızın ve kendimize mücadele kılavuzu yaparak mücadelelerini mutlaka zafere ulaştıracağımızın sözünü veriyoruz.
Şehadete ulaşan yoldaşımızın kimlik bilgileri şöyledir:
|
Kod Adı: Rojhat Zîlan |
Rojhat Zîlan – Özkan Şahin
|
Kod Adı: Erdal Şahin |
Erdal Şahin – Hasan Oğuz
Rojhat Zîlan yoldaşımız Wan’ın Erdîş ilçesinde Serhed halkının köklü kültürünün hakim olduğu Celalî aşiretine bağlı bir ailede doğdu. Ailesinin öteden beri işgalciliğe, haksızlığa ve sömürgeciliğe karşı duruşlarıyla bilinen bir aşiret geleneğinden gelmesi Rojhat yoldaşımızın kişiliğinin oluşumunda etkili oldu. Bu nedenle daha küçük yaşta; binlerce insanımızın vahşice katledildiği, en ağır işkencelere ve insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığı Geliyê Zîlan katliamına ilişkin dinlediği hikayeler Rojhat yoldaşımızı derinden etkiledi. Büyüklerinden dinlediği bu hikayeler sayesinde daha o zamanlarda düşman gerçekliğini tanıdı. Halkımızın Roma Reş diye adlandırıp ‘’bextê romê tune ye’’ dediği soykırımcı Türk devlet gerçekliğini katliam, işkence ve zulümle tanıyan yoldaşımız, bu gerçekliği adeta yüreğine ve beynine kazıyarak mazlum halkımızın intikamını alacağı günü bekledi. İçinde bulunduğu toplumsal çevrenin bu özelliklerinden ötürü, Rojhat yoldaşımız Kürt ve Kurdistanî özüne uygun bir şekilde yetişti.
Partimiz PKK’yi abisi Egîd Wan (İlhan Şahin) yoldaşımızın Önderliğimiz şahsında tüm halkımıza karşı geliştirilen Uluslararası Komplo’ya cevap olarak 1999 yılında gerilla saflarına katılmasıyla tanıyan Rojhat yoldaşımız, gün geçtikçe Partimizi daha fazla merak etti ve anlamanın arayışı içerisine girdi. Türk devlet okullarında bir süre okuduktan sonra, artık asimilasyon merkezinin kendisine verecek bir şeyinin olmadığını fark eden yoldaşımız, ailesinin geçimine katkıda bulunmak için Türkiye metropollerinde çalışmaya başladı. Birçok farklı işte çalışan yoldaşımız emeği ile kendisini var etti. Emek verilerek yaratılan değerlerin kutsallığını ilk olarak bu süreçte öğrenen Rojhat yoldaşımız, bunu yaşamının ilkesi haline getirdi. İstanbul’da çalıştığı dönemlerde devrimci yurtsever gençlik kadroları ile tanışma şansını yakalayan yoldaşımız, onurlu bir Kürt genci olarak kendisinin de halkımızın özgürlüğü için mücadele etmesi gerektiğini düşündü. Son derece dürüst ve samimi bir şekilde başladığı devrim yürüyüşünün bu safhasında hesapsız katılımı ile bulunduğu alanda kısa sürede öncü oldu. Kendisi gibi ülkemiz Kurdistan’dan uzakta yaşamak zorunda kalan yüzlerce gençle tanışarak onların da mücadele saflarına akmasını sağladı. Olgun ve samimi duruşuyla temas ettiği her gençte etki yaratan Rojhat yoldaşımız, bu süreçte mücadelesini daha da büyütmenin arayışında oldu. Mücadelesinin ölçüsünü Önderliğimizin ve halkımızın özgürlüğü olarak belirleyen yoldaşımız, bu amacına ulaşmak için adeta iğneyle kuyu kazarcasına sabırlı ve disiplinli bir mücadelenin sahibi oldu. Abisi Egîd Wan (İlhan Şahin) yoldaşımızın 2011 yılında Qendîl’de şehadete ulaşması, Rojhat yoldaşımız için bir dönüm noktası oldu. Abisinin şehadetinin ardından mücadelesini daha da büyütme kararı alan yoldaşımız uzun bir süre daha gençlik çalışmalarında kaldıktan sonra 2014 yılında yüzünü Kurdistan dağlarına dönerek gerilla saflarına katıldı.
Gerilla yaşamına tam bir adanmışlıkla katılan Rojhat yoldaşımız, kısa sürede yetkin bir özgürlük gerillası oldu. Gerilla saflarına katılarak Önderliğimizin ve halkımızın özgürlüğünü sağlama görev ve sorumluluğunu üstlenen yoldaşımız bu bilinçle an be an mücadelesini büyüttü. Fedaice katılarak ve adeta kendisini mücadelede eritip bir olarak bu görevlerini gerçekleştirebileceğinin farkında olan Rojhat yoldaşımız, bu amaçla Hêzên Taybet örgütlenmesine dahil oldu. Önderliğimizin etrafında ateşten bir çember olma misyonu ile kurulan Hêzên Taybet’te kendisini eğiterek ve özgürlük tanrıçamız Zîlan (Zeynep Kınacı) yoldaşın mücadele çizgisinde derinleşerek öncü bir fedai olmak isteyen yoldaşımız, bu temelde muazzam bir emeğin sahibi oldu. Önderliğimize ve şehitlerimize layık bir militan olmanın ve Önderliğimizin esareti ile sonlanan eksik yoldaşlığın özeleştirisini vermenin ancak fedailikte derinleşerek mümkün olacağının kanaatine vardı. Rojhat yoldaşımız, bu amaç temelinde daha fazla yoğunlaştı. Önderliğimizin “Anlamın ve hissin yaşattığı insan, en güçlü insandır” belirlemesini düstur edinen Rojhat yoldaşımız, yaşadığı yoğunlaşmalarla en büyük fedai olan Rêber Apo hakikatine ulaşmayı esas aldı. Hissiyatını, düşüncesini ve bilincini Önderlik felsefesiyle besleyen Rojhat yoldaşımız her anında Önderliğimizi ve şehit yoldaşlarımızı hissederek yaşadı. Fedailiğin bir yaşam biçimi olduğu hakikatini bir an bile aklından çıkarmayan yoldaşımız; yoldaşlık ilişkilerindeki derinliği, samimiyeti, içtenliği ve Önderliğimizin özgür yaşam felsefesini özümseyerek bunu bir kişilik özelliği haline getirdi. Yürüttüğü çalışmalardaki ciddiyeti, disiplini, amaca tamamen kilitlenmesi ve başarı dışında bir seçeneği kabul etmeyişi ile yaşamda fedai bir militan oldu.
Apocu fedailiğin bütünlüklü olması gerektiğinin bilincinde olan Rojhat yoldaşımız, Önderliğimizin özgür yaşam paradigmasının temelini oluşturan kadın özgürlük çizgisini benimseyerek erkek egemen sistemin kişiliğinde yarattığı etkileri bilince çıkardı, bunlarla mücadele etti, klasik egemen erkekliği kişiliğinde adeta öldürerek özgür yaşama doğru kulaç attı. Özgür bir yaşamın ancak kadın özgürlük felsefesinde derinleşerek mümkün olacağını bilen Rojhat yoldaşımız, bu temelde daha fazla yoğunlaştı. Özgür yaşamı ve özgür eş yaşam düzeyini kişiliğinde filizlendiren yoldaşımız, kadın arkadaşlarımız başta olmak üzere tüm yoldaşlarının büyük sevgi, saygı ve değerli yoldaşlığını kazandı.
Sıradan bir yaşamı, katılımı ve mücadeleyi kendisi için asla kabul etmeyen Rojhat yoldaşımız, her zaman zafer çizgisinde yürümeyi esas aldı. Bu amaçla sadece bazı çalışmalarda bulunmayı da yeterli görmedi. Amacına kilitlenmiş bir fedai olarak düşüncesini zenginleştirmeyi, taktik ve tarz konusunda daha fazla yoğunlaşarak yenilikler yaratmayı ve düşmana tarihinde yemediği bir darbeyi vurarak intikam almayı en öncelikli hedefi haline getirdi. Ancak bu şekilde geliştirilen tecrit politikalarına, her gün katledilen insanlarımıza ve en değerli varlıkları olan canlarını bir an bile tereddüt etmeden şehadete yürüyen yoldaşlarına cevap olabileceğini düşünen yoldaşımız, bu anlamda var olan yoğunlaşmalarını daha da somutlaştırdı.
Şehîd Zîlan Ölümsüzler Taburumuzun öncü bir fedaisi olarak halkımızın yüz yüze olduğu soykırım tehlikesi; en temel kutsal değerlerimize karşı geliştirilen saldırılarla tarihimizin, kültürümüzün ve toplumsal hafızamızın yok edilmek istenmesi Rojhat yoldaşımızda büyük bir öfkeye neden oldu. Öfkesini ve büyük intikam duygusunu bilince ve şahince vuruş tarzındaki profesyonel gerillacılığa dönüştürdü. Düşmanın Önderliğimize ve halkımıza karşı bu yönelimlerine bir fedai olarak kayıtsız kalamayacağını ifade eden yoldaşımız, üstlendiği tarihi sorumlulukların gereğini yerine getirmek için en uygun anı bekledi.
Leyla Sorxwîn, Yaşar Botan, Hêjar Zozan, Canşêr Makû, Xemgîn Serhed, Destan Botan, Rêdûr Sîser, Yusuf Pîrosî ve son olarak Axîn Mûş ve beraberindeki yoldaşlarımızın Bakurê Kurdistan’daki tarihi direnişi ile açığa çıkarttığı Apocu fedai ruhu soykırımcı Türk devletinin kalbinde gerçekleştirdiği fedai eylemle zirveye çıkaran Rojhat yoldaşımız halkımızın şanlı özgürlük tarihindeki yerini aldı.
Tarihin derinliklerine kök salan ve bin yıllardır yaşadığı kutsal Kurdistan topraklarında sömürgeciler eliyle mülteci konumunu düşürülen halkımız, ilk ekmeğin üretildiği topraklarda bir ekmeğe muhtaç hale getirildi. PKK ile tarihe müdahale eden Rêber Apo, geliştirdiği özgür yaşam felsefesiyle soykırım kıskacına alınmış ve yok oluşun eşiğine getirilmiş bir halkı küllerinden yeniden yarattı. Kürt halkı köklü bir dirilişi yaşadı, tarih sahnesine PKK ile yeniden görkemli bir dönüş yaptı ve savaşan halk gerçekliği ile yarım asırlık bir serhildan halkı haline geldi. Rêber Apo’nun özgürlük yürüyüşü yurtsever halkımız tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı, serhildanlarla selamlandı ve Apocu ideoloji ile bütünleşen Kürt halkı milyonlar olup mücadeleye aktı. PKK’nin zafer çizgisinde yürüyen halkımız, yeni bir direniş çizgisi geliştirerek büyük bir mücadele geleneği yarattı. Halkımızın özgür ve onurlu bir gelecek sahibi olması için mücadele saflarında direniş bayrağını dalgalandıran Kürt halkının yiğit evlatları en zor koşullarda ve zamanlarda kanları pahasına görkemli destanlar yazdı.
Kurdistan’ın her karışına yayılarak yükselen ve haklaşan mücadelemiz karşısında tutunamayan sömürgeciler halkımıza karşı eşi görülmemiş baskı ve zulüm uyguladı. Bütün insanlık dışı saldırılara rağmen gerillayla bütünleşen halkımız özgür gelecek ve onurlu yaşamda ısrar ederek, Rêber Apo’nun ideolojisi ışığında yürümeyi esas aldı. Gerilla direnişi ve serhildanların zirveye taşındığı 90’lı yıllarda sömürgeci Türk devleti ihanet ve işbirlikçiliği geliştirerek; halkımız ile onun bağrında çıkan Kurdistan Özgürlük Gerillası’nı karşı karşıya getirmek istedi. Direnişle yoğrulan ve PKK’lileşen yurtsever halkımız, işgalcilerin bu kirli siyasetine boyun eğmedi ve gerillayı daha fazla sahiplenerek sömürgecilerin planlarını boşa çıkardı. Dayatılan koruculuk sistemini kabul etmeyen halkımız zulme uğradı, işkence gördü, göç ettirildi ve binlerce yerleşim yeri zorla boşaltıldı.
Erdal yoldaşımız, işgalci Türk devletinin saldırılarına boyun eğmeyen ve kadim Botan topraklarının direniş merkezi Şirnex’ten Mersin’e göç ettirilen yurtsever bir ailemizde dünyaya geldi. Onuruyla yaşamak isteyen her Kürt gibi düşmanın gerçek ve kirli yüzünü çocukluk yaşlarından itibaren tanımaya başladı. Kurdistan Özgürlük Mücadelesi saflarına birçok katılımı olan yurtsever Harunî aşiretinden olan Erdal yoldaşımız, kutsal Kurdistan topraklarından uzakta büyümesine rağmen değerli ailesinden ve yurtsever çevresinden Kürt kültürünün güçlü özelliklerini aldı. Yüreğinde yanan Kurdistan sevgisi ve ülke hasreti her zaman diri olan yoldaşımız, yürütülen tarihi gerilla direnişini ve partimiz PKK’yi erkenden tanıma şansına erişti. Direngen ve mücadeleci kişiliği onu her zaman arayış içinde tutarak, Erdal yoldaşımızı Rêber Apo’nun felsefesi ile tanıştırdı. Kendi öz kimliği, tarihi ve kültürüyle ülkesi Kurdistan’da özgürce yaşamak isteyen halkımıza karşı her yerde gerçekleşen baskılar ve saldırılar Erdal yoldaşımızı mücadeleye daha fazla yakınlaştırdı. Onurlu bir Kürt genci olarak üzerine düşen sorumluluğun farkında olan yoldaşımız, mücadeleye aktif katılımda tereddüt etmeyerek ve gençlik çalışmalarına dahil olarak mücadele yaşantısına başladı. Militan kişiliğiyle bulunduğu her ortamda öne çıkan yoldaşımız, Kürt gençlerini asimilasyon, inkâr ve imha saldırıları karşısında bilinçlendirmek için büyük bir emek vererek Kürt gençlerine öncülük yaptı. Yürüttüğü çalışmalar sırasında Rêber Apo’yu ve PKK direnişini daha yakından tanımaya başlayan yoldaşımız, mücadele temposunu sürekli yükseltti. 90’lı yıllarda şehadete ulaşan amcası Şehîd Şahin Cansel (Ahmet Oğuz) yoldaşımızın mücadele anısı Erdal yoldaşımız üzerinde büyük bir etki yarattı. Şehitler partisi olan partimiz PKK’nin üzerinde kurulduğu kutsal özle buluşarak mücadeleye ilk adımını atan Erdal yoldaşımız, devrimci mücadelesi boyunca tereddütsüz devrimci yaşamın sahibi oldu.
2013 yılında gerilla saflarına katılan yoldaşımız, büyük bir aşk ve heyecanla gerilla yaşamına dahil oldu. Sistemin kirli yaşamını reddeden Erdal yoldaşımız, Kurdistan dağlarında Apocu ideoloji ile örülen özgür yaşamın güçlü bir halkası oldu. Temel gerillacılık eğitimlerini başarıyla tamamlayan yoldaşımız, ilk pratiğini yürüterek, kısa sürede yetkin bir gerillaya dönüştü. Heyecanı ve güçlü katılımıyla karşılaştığı bütün zorlukları aşan, yoldaşlarına güç ve moral kaynağı olan duruşuyla öncü bir militan olan Erdal yoldaşımızın temel yoğunlaşması her zaman Rêber Apo’nun özgür yaşam felsefesi oldu. Rêber Apo’yu daha iyi anlamak ve yaşamsallaştırmak için yaşamın her anını fedaice bir katılım üzerine inşa eden Erdal yoldaşımız, hızla öğrenen ve öğrendiklerini yoldaşlarıyla paylaşarak zenginleştiren özelliğiyle tanındı.
PKK’nin kutsal yaşamını yaratan ölümsüz şehitlerimizin mücadele bayrağını devralarak Zîlanca militanlığı şahsında somutlaştırmak için her zaman büyük bir emek veren Erdal yoldaşımız, fedailer çizgisinde yürüyen bir fedai oldu. Yaşamda fedaileşerek PKK’nin özüne ve fedailik ruhuna ulaşacağının bilincinde olan Erdal yoldaşımız, sistemin yarattığı bütün olumsuzluklardan bir bir kurtularak Apocu yaşam ateşiyle kendisini yeniden yarattı. Erdal yoldaşımız, mücadele yoluna ilk çıkanların inançla attıkları adımları kararlıca takip etti. Ateşle sınandı ve bir çelik gibi bilendi. Ölümsüz komutanımız Şehîd Egîd Civyan’nın ifadesiyle: ‘’Kurmuştu ülkesini beyninde, yüreğinde. Çünkü biliyordu ki bir ülke toprak üzerinde değil, beyinde kurulur önce. Yol uzun ve uçurumlu olsa da aşılıyordu bir bir engeller ve badireler. Düşen her bir beden yolu aydınlatan ışık oldu, dayanak oldu bizi öne atan.’’ Ve Erdal yoldaşımız şehitlerimizin aydınlattığı zorlu yollarda adım adım değil koşarak ilerledi. Şahinleşerek halkımızın acılarına cevap oldu, Zîlanlaşarak düşmanı kalbinden vurdu, Rêber Apo’nun etrafında örülen kırılmaz çemberin en seçkin ve en parlak ışınlarından oldu. Önderliğimize, halkımıza ve Kurdistan Özgürlük Gerillası’na karşı işlenen hiçbir suçun asla cevapsız kalmayacağının en büyük mesajı ve bunu taşıyan elçisi oldu.
Erdal yoldaşımız, Amed Zindanları’nda Mazlumlar’ın yaktığı, Egîdler’in Kurdistan dağlarına taşıdığı, Berîtan ve Zîlanları’ın gürleştirdiği, Andok, Êrîş, Sara ve Rûkenler’in layıkıyla ardılı oldukları yenilmez özgürlük ateşini kalbinde taşıyarak eylemiyle yaşamsallatırdı. Ölümsüzler arasına ismini nakşeden Erdal yoldaşımız, ülkemizin semalarında ve direnişle çarpan her Kürt gencinin kalbinde sarsılmaz bir yer edinerek, nasıl yaşamalı ve nasıl savaşmalı sorularını biz yoldaşları için cevapladı ve bize zaferi emretti. Erdal yoldaşımızın zafer talimatı biz geride kalan yoldaşları tarafından tereddütsüz bir şekilde takip edilecek ve ezilen halkımızın özgürlüğü ne pahasına olursa olsun mutlaka sağlanacaktır.
3 Ekim 2023
HALK SAVUNMA MERKEZİ KARARGAH KOMUTANLIĞI
Özgürlük mücadelemizin önemli merkezlerinden olan Wan, tarihten günümüze kadar her zaman direnişçi özelliği ile öne çıktı.
Partimiz PKK öncülüğünde gelişen Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’nin ilk mayalandığı alanların başında Rojavayê Kurdistan gelmektedir.

Basına ve Kamuoyuna!
1 Ağustos 2023 günü Zap’a bağlı Kurojahro Direniş Alanı’nda işgalci Türk ordusu ile yaşanan çatışma ve ardından yaşanan bombardımanda Mahir ve Egîd yoldaşlarımız şehadete ulaştı.
Özgürlük mücadelemizin karakterini belirleyen direniş çizgisinden bir an bile geri adım atmadan fedaice savaşarak Apocu militanlığın gereğini layıkıyla yerine getiren Mahir ve Egîd yoldaşlarımız bu duruşlarıyla tarihimizdeki onurlu yerini aldı. İşgalci Türk ordusuna, halkımıza karşı yaptığı suçların hesabını sormak için her anlarını düşmana vuracakları darbelerin yoğunlaşması ile geçiren Mahir ve Egîd yoldaşlarımız yeni dönem gerillacılığının öncü militanları olmayı başardı.
Mahir ve Egîd yoldaşlarımız gibi kahramanları halkımızın özgürlük mücadelesine kazandıran başta değerli aileleri olmak üzere tüm yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyor, şehitlerimizin intikamını alacağımızın sözünü yineliyoruz.
Şehadete ulaşan yoldaşımızın kimlik bilgileri şöyledir:
|
Kod Adı: Mahir Başkale |
Mahir Başkale – Deniz Ersu
|
Kod Adı: Egîd Serdar |
Egîd Serdar – Diyar Mardînî
Özgürlük mücadelemizin önemli merkezlerinden olan Wan, tarihten günümüze kadar her zaman direnişçi özelliği ile öne çıktı. Bundan dolayı halkımıza karşı gerçekleşen düşman saldırılarına her zaman gerekli cevabı vererek duruşunu ortaya koydu. Soykırımcı Türk devletinin özel olarak yöneldiği; asimilasyon ve soykırım siyasetini incelikli bir şekilde sürdürmeye çalıştığı Wan alanı köklü kültürü sayesinde düşmanın bu politikalarını boşa çıkarmayı başardı. Aynı zamanda 1990’lı yıllarda soykırımcı Türk devletinin baskı, işkence ve katliamları sonucu köylerinden göç etmek zorunda kalan binlerce insanımıza ev sahipliği yaparak, yurtseverlik görevini yerine getirdi. Yine düşman baskılarının en yoğun olduğu dönemlerde bile yediden yetmişe serhildana kalkarak Önderliğimize ve Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’ne sahip çıkarak öncülük görevini layıkıyla yerine getirdi. İşgalci Türk devletine karşı ancak gerilla mücadelesi ile zafere ulaşılabileceğine ve özgürlüklerini kazanabileceğine inanan Wan halkımız, gerilla mücadelesini büyütmek için hiçbir fedakarlıktan çekinmedi. Yeri geldiğinde en değerli evlatlarını direniş saflarına göndererek, mücadelemizin zafer çizgisinde devam etmesinde rol sahibi oldu. Özgürlük uğruna bedel ödemekten çekinmeyen Wan halkımız, yaşanan yoğun savaş sürecinde şehadete ulaşan evlatlarını on binlerle sahiplenerek yüreğine gömmüş ve her şehadeti daha fazla mücadele gerekçesi haline getirerek direnişini büyütmeyi esas aldı.
Böylesi köklü bir yurtseverlik kültürünün hakim olduğu Wan’ın Elbak ilçesinde Kürt kültürünün en sade ve derinlikli yaşandığı bir ailede doğan Mahir yoldaşımız, daha küçük yaşlardan itibaren bu gerçeklikle kişiliğini şekillendirdi. Yaşadığı Elbak alanının gerillanın etkin mücadele alanı olmasından kaynaklı daha küçük yaşlardan itibaren Kurdistan Özgürlük Gerillası’nı tanıma imkanı buldu. Gerillanın verdiği mücadelenin, yaptığı fedakarlıkların farkında olan Mahir yoldaşımız; halkımızın hayırlı bir evladı olabilmenin gerilla saflarına katılmaktan geçtiğini küçük yaşlarda kavradı. Bu nedenle bir gün elde silah ülkemizin asi dağlarında gerilla olabilmenin hayalini kurdu. Böylesi kutsal duygularla büyüyen Mahir yoldaşımız, bu süreçte düşman gerçekliğini de tanıma imkanı buldu. Soykırımcı Türk devletinin temel amacının halkımızın yokluğu üzerinden kendisini var etmek olduğunu bilince çıkararak, sürekli bir mücadelenin sahibi olması gerektiğini düşündü. Bu temelde düşmanın Hareketimizi tasfiye etmek amacıyla kullanmaya çalıştığı diyalog sürecinde düşmanın samimi olmadığını gören yoldaşımız, sürecin sonunda yoğun bir savaşın olacağını öngörerek gerilla saflarına katılma kararı aldı. Bu temelde 2013 yılında iki akrabası ile birlikte yüzünü Kurdistan dağlarına dönerek çocukluk hayalini gerçekleştirdi.
Bir süre Bakurê Kurdistan’daki gerilla alanlarında kalan Mahir yoldaşımız daha sonra temel gerillacılık eğitimlerini almak için Medya Savunma Alanları’na geçti. Zap alanında yeni savaşçı eğitimi alan yoldaşımız gerillacılığa dair ilk bilgilerini burada edindi. Aldığı eğitimlerle gerilla ve dağ yaşamına hemen uyum sağlayan Mahir yoldaşımız, büyük bir istek ve heyecanla pratik çalışmalara yöneldi. Zorlu şartların yoldaşlık ilişkilerini daha da sağlamlaştırdığını fark eden yoldaşımız, yüreğini tüm yoldaşlarına açtı. Samimi kişiliği, dürüst ve özlü katılımı ile kısa sürede tüm yoldaşlarının saygısını kazanan yoldaşımız, mücadelesini daha da büyüterek, yoldaşlarına layık olmaya çalıştı. Zap’ın birçok alanında gerillacılık yapan Mahir yoldaşımız adeta geçmedik patika, zirvesine çıkmadığı dağ silsilesi bırakmadı. Ertûş, Cîloya Biçûk, Şehîd Rustem, Geliyê Zap, Çiyayê Reş ve daha birçok alanda gerillacılık yapan Mahir yoldaşımız; birbirinden farklı çalışmalarda yer alarak çok yönlü bir gerilla oldu. Yer aldığı her çalışmada başarıyı esas alan yoldaşımız küçük, büyük demeden yüksek bir tempoda ve büyük fedakarlıklar yaparak çalışmalarını tamamlamayı esas aldı. Altyapı çalışmalarından direniş kalelerine dönüşen tünellerin yapımına kadar birçok kritik çalışmada yer alan yoldaşımız, büyük bir ciddiyet ve disiplinle çalışarak yoldaşlarına örnek oldu. Yoldaşlarıyla birlikte emek verdiği bu çalışmalarda, kutsal PKK yaşamının temellerinden olan yoldaşlık ilişkilerine sarsılmaz bir biçimde bağlanan Mahir yoldaşımız, salt duygusal bağlılığın Apocu militanlık için yeterli olmadığı sonucuna vardı. Bundan dolayı kendisini ideolojik olarak da geliştirmesi gerektiğini düşündü. Bu temelde ideolojik eğitimlerine daha çok ağırlık verdi. Önderlik felsefesini anladıkça, kişiliğine yediren ve hemen pratiğe geçiren yoldaşımız, kısa sürede bulunduğu alanda yetkin bir militan olmayı başardı. Gerçekleşen düşman saldırılarına karşı bulunduğu her alanda en önde karşılık veren yoldaşımız, Zap alanında gelişen birçok eyleme de katılarak düşmandan halkımıza yaptığı katliamların hesabını sordu. Yoğun bir savaş pratiğinin içinde kalan Mahir yoldaşımız; 2016 yılında bir kez, 2017 yılında iki kez, 2018 yılında bir kez ve 2019 yılında da bir kez başından ağır bir şekilde yaralandı. Fakat bu yaralanmaları birer gururu abidesi olarak ele alan Mahir yoldaşımız, hiçbir şekilde yılgınlığa düşmeden mücadelesini daha da büyütmenin çabasında oldu.
İşgalci Türk devletine karşı zafer kazanmanın Bakurê Kurdistan’da mücadeleyi büyütmekten geçtiğine inanan Mahir yoldaşımız, Bakur’da mücadele yürütme önerisinde bulundu. Bu amaçla kendisini Apocu ideoloji, askeri tarz ve taktik konularında eğitmek ve geliştirmek için Şehîd İbrahim Akademisi’nde eğitime dahil oldu. Eğitim sürecinde kendisini bütünlüklü bir şekilde çözümleme imkanı bulan Mahir yoldaşımız, eksik ve zayıf yanlarını hızlıca güçlendirerek kendisini yoğun bir mücadele süreci için hazırladı. Daha önceden eksik kaldığı, görevini tam olarak yerine getiremediği pratiklerin özeleştirisini vererek daha coşkulu ve iddialı bir çıkış yakaladı. Bu özelliği ile Apocu militanlığın esasını yaşamayı başaran Mahir yoldaşımız, eğitimini bitirdikten sonra örgütümüzün uygun görmesi ile yüksek güvenirlik ve nefs terbiyesi gerektiren bir çalışmaya geçti. Fakat yakın akrabası, değerli komutanımız Dilgeş Agir (Taner Kaya) yoldaşımızın şehadetinden yaşadığı etkilenme ile tekrardan daha önce büyük emekler verdiği Zap alanına geçti. Burada düşmanın geliştirmeye çalıştığı işgal saldırılarına karşı fedailik çizgisinde bir mücadelenin sahibi oldu. Hareketli gerilla timlerinin içinde yer alan Mahir yoldaşımız, cesareti ve çalışkanlığı ile bulunduğu her yerde öncü bir militan olmayı başardı. Gözünü zafere diken Mahir yoldaşımız, bunun için hiçbir fedakarlıktan geri durmadı. Ancak fedailik çizgisinde bir mücadele ile zafere ulaşılabileceğine inanan Mahir yoldaşımız, Zap alanında düşmana ağır darbelerin vurulduğu birçok eylemde yer alarak inancına denk bir pratiğin sahibi oldu.
Mütevazı, olgun ve sade bir Apocu militan olan Mahir yoldaşımız, 1 Ağustos 2023 günü Zap alanında gerçekleşen düşman saldırısında şehadete ulaşarak ölümsüzler kervanına katıldı. Mahir yoldaşımızın ardılları olarak, O’nun şahsında tüm şehitlerimizin hayallerini gerçekleştireceğimizin ve anılarını özgür bir Kurdistan’da yaşatacağımızın sözünü yineliyoruz.
Partimiz PKK öncülüğünde gelişen Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’nin ilk mayalandığı alanların başında Rojavayê Kurdistan gelmektedir. Rêber Apo’nun bu alana geçişi ile Rojava halkımız kapısını ve yüreğini Hareketimiz için açarak, büyük bir inançla mücadeleye katıldı. Soykırımcı Türk devletinin en ağır saldırılarının geliştiği bir süreçte Rojava halkımızın mücadelemizi sahiplenmesi, Hareketimiz için adeta nefes borusu oldu. Mücadele için şehitlere bağlılık ve inançtan başka herhangi bir imkanın olmadığı bir süreçte PKK militanlarının dervişane yaşamlarından etkilenen Rojava halkımız akın akın mücadele saflarına katılarak, Apocu Hareketi büyüttü. Bu süreçte Rêber Apo ve partimiz PKK ile tanışma imkanı bulan ve Önderlik eğitiminden geçen halkımız daha sonra gerçekleşen Rojava Özgürlük Devrimi’nin öncülüğünü yaparak, 50 yıllık mücadelemizi zafere doğru bir adım daha yaklaştırdı. Böylesi bir halk gerçekliğinin hakim olduğu Rojava’nın Hesekê kentinde yurtsever bir ailede doğan Egîd yoldaşımız da bu direniş geleneği ile büyüdü. Rojava Özgürlük Devrimi’nin her aşamasına şahitlik eden yoldaşımız; savaş sürecinde yaşanan kahramanlıkları, halkımızın yaptığı büyük fedakarlıkları ve devrimi korumadaki ısrarını bir bir zihnine kazıdı. Rojava halkımızın bu yiğit duruşuna layık bir evlat olabilmek için erkenden devrim saflarına katılarak görev ve sorumluluklarını yerine getirmek isteyen Egîd yoldaşımız, yaşının küçük olmasından dolayı bu istemini gerçekleştiremedi. Fakat mücadeleye dair yoğunlaşmalarını sürdüren yoldaşımız, işgalci Türk devletinin Girê Sipî ve Serêkaniyê alanlarını işgal etmesinden sonra büyük bir intikam hırsıyla gerilla saflarına katılma kararı aldı. İşgalci Türk devletine karşı ancak gerilla mücadelesinin büyütülmesi ile sonuç alınabileceğine inanan yoldaşımız bu amacını gerçekleştirmek için yüzünü Kurdistan dağlarına döndü.
Gerilla ve dağ yaşamına adapte olabilmek için ilk olarak bir eğitim devresine katılan Egîd yoldaşımız, aldığı eğitimlerle gerilla yaşamına çabuk uyum sağladı. Büyük bir mücadele azmi olan yoldaşımız hiçbir fiziki koşulu kendisi için engel yapmayarak hesapsız bir katılımın sahibi oldu. PKK’nin kutsal yoldaşlık ilişkilerine verdiği değerle bilinen Egîd yoldaşımız, samimi ve doğal kişiliği ile tüm yoldaşlarının sevgisini kazanmayı bildi. Aldığı ideolojik eğitimlerle halk gerçekliğimizi tanıma imkanı bulan Egîd yoldaşımız, bu gerçeklik içinde kendisini de keşfederek kişiliğinde önemli dönüşümler yapmayı başardı. Özüne ait olmayan, kapitalist modernitenin dayatmaları ile oluşan özellikleri bilince çıkararak, Demokratik Modernite’nin özgür kişiliğine ulaşmak için yoğun çaba sahibi oldu. Aynı zamanda başta Medya Savunma Alanları olmak üzere tüm Kurdistan’da yaşanan savaş gerçekliğine cevap olabilmek için kendisini yeni dönem gerilla tarzında eğitmeyi esas aldı. Özellikle tünel ve hareketli tim savaş tarzlarında yetkinleşen yoldaşımız öğrendiklerini pratikte uygulayabilmek için yoğun bir ısrarın sahibi oldu. Zap alanında yaşanan kahramanlıkları tüm hücrelerine kadar hisseden yoldaşımız, buradaki yoldaşlarıyla aynı direniş mevzilerinde yer almak için yoğun bir ısrar içinde oldu. Israrında başarılı olduktan sonra Zap alanına geçen Egîd yoldaşımız burada hareketli gerilla birliklerine dahil oldu. Yeni dönem gerilla taktiğiyle düşmanın yenilgiye uğratılabileceğine inanan Egîd yoldaşımız, yer aldığı hareketli timde coşkulu ve moralli katılımı ile öncü bir militan oldu. Emekçi yönü ön planda olan yoldaşımız, yoldaşlarına verdiği değer nedeniyle en zor çalışmalara kendisini önerdi. Düşman saldırılarına karşı her zaman en önde olmayı kendisine ilke edinen yoldaşımız, aynı zamanda düşmana karşı Zap’ın birçok alanında gerçekleştirilen eylemlerde de hep en önde oldu. Her anını şehit yoldaşlarının intikamını almak için yoğunlaşarak geçiren, bu temelde sürekli yeni eylem planlamaları yapan Egîd yoldaşımız genç bir komutan adayı olarak, üstlendiği tüm sorumlulukları büyük bir ciddiyet ve disiplinle yerine getirdi. Bu özellikleri sayesinde yoldaşlarına güven veren yoldaşımız, birlikte çalışma yürüttüğü yoldaşlarının saygı ve sevgisini de kazanarak hep aranan bir militan oldu. Yoldaşlarının bu sevgisine layık olmanın, mücadelesini istikrarlı bir şekilde büyütmekten geçtiğinin bilincinde olan Egîd yoldaşımız, bu temelde daha bilinçli bir katılım sergileyerek cevap oldu.
Düşmanın 1 Ağustos 2023 günü gerçekleştirdiği saldırılarda Mahir yoldaşımızla birlikte şehadete ulaşan Egîd yoldaşımız Zap alanında bulunduğu süreçte dürüst yoldaşlığı, kaygısız katılımı ve özlü kişiliği ile tüm yoldaşlarına güç ve moral kaynağı oldu. Yoldaşları olarak Egîd yoldaşımızın özgürlük hayallerini mutlaka gerçekleştireceğimizin sözünü veriyoruz.
30 Eylül 2023
HPG Basın İrtibat Merkezi

Basına ve Kamuoyuna!
İşgalci Türk devletine karşı sürdürülen savaşın en çetin yaşandığı yıllardan biri de 2018’di. Soykırımcı sömürgeci Türk devleti halkımızın özgürlük istemlerini bastırmak ve Hareketimizi tasfiye etmek için tüm imkanlarını seferber ederek sonuç almak istedi. Buna karşı Kurdistan Özgürlük Gerillası da Bakurê Kurdistan’dan Türkiye metropollerine kadar her yeri direniş alanına çevirerek cevap verdi. Fedailik çizgisinde yürütülen bu direnişte işgalci Türk ordusuna ağır darbeler vuruldu ve Kurdistan Özgürlük Gerillası’nın yenilmezliği bir kez daha düşmana gösterildi.
Antalya alanında görevi başında bulunan Welat Asê yoldaşımız da bu direniş geleneğinin öncü bir militanı olarak üstlendiği görev ve sorumlulukları başarı ile yerine getirdi. Düşmanla yaşanan çatışmada kahramanca direnerek şehadete ulaşan yoldaşımız Apocu fedailiğin örnek militanlarından biri olarak özgürlük tarihimizdeki yerini aldı.
Welat Asê yoldaşımızın başta değerli ailesi olmak üzere tüm yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyor, Welat yoldaşımız şahsında tüm özgürlük şehitlerimizin “Özgür Önderlik, Özgür Kurdistan” yürüyüşünü zafere ulaştıracağımızın sözünü yineliyoruz.
Welat Asê yoldaşımızın kimlik bilgileri şöyledir:
|
Kod Adı: Welat Asê |
Welat Asê – Mazlum Balıkçı
Sömürgecilerin insanlık dışı saldırılarına rağmen köleliği kabul etmeyen ve her koşul altında direnen halkımız, Rêber Apo’nun öncülüğünde büyüyen partimiz PKK’yle birlikte mücadele çizgisini zirveye taşıdı. Bağrında yetiştirdiği binlerce evladını direniş saflarına gönderen Serhed halkımız, Partimizle hızla bütünleşerek geliştirdiği serhildanlarla da gerilla direnişini sahiplendi. Mücadelemizin erken dönemde halklaştığı Mûş kentimiz de direnişin kültür haline geldiği merkezlerimizden oldu.
Mûş, Kop’ta dünyaya gelen Welat yoldaşımız da PKK’nin yarattığı çağdaş direniş kültürünün etkili olduğu yurtsever bir ailemizde dünyaya gözlerini açtı. Yakın çevresinden Kurdistan Özgürlük Mücadelesi saflarına katılımların olması, Welat yoldaşımızın erkenden mücadelemizi tanımasını beraberinde getirdi. Sömürgeci Türk devleti tarafından özel savaş ve asimilasyon merkezleri olarak kullanılan YİBO’larda bir dönem eğitim gören yoldaşımız, burada düşmanın kirli politikalarını bizzat görme imkanı buldu. Kürt gençlerini direniş kültüründen kopararak kimliksizleştirmeyi esas alan sömürgeci Türk devletinin saldırılarına karşı sessiz kalmayan yoldaşımız, mücadele saflarına katılma kararı aldı.
Gerilla saflarına katılarak halkımızın özgür bir gelecek sahibi olması için mücadeleyi seçen Welat yoldaşımız, çocukluk hayali olan kutsal gerilla yaşamıyla bütünleşmede zorluk yaşamadı. Keskin zekası ve emekçi kişiliğiyle öne çıkan Welat yoldaşımız, sistemin yarattığı olumsuzluklardan kendisini arındırmak için yoğun bir çaba sahibi oldu. Temel gerillacılık eğitimlerini başarıyla tamamlayan Welat yoldaşımız, gittiği her alanda aldığı bütün görevleri büyük bir başarıyla yerine getirdi. Gerillacılık taktiklerinde uzmanlaşan ve pratiğe yaratıcı bir tarzda aktaran yoldaşımız, devrimci yaşamının her anını mücadeleye adadı. Rêber Apo’nun özgürlük ideolojisinde derinleşmeyi esas alan Welat yoldaşımızın öğrenme isteği ve yaşama coşkulu katılımı bütün yoldaşları için örnek oldu. Şehitlerimizin mirası olan PKK’nin kutsal yoldaşlık bağlarının yarattığı değerleri korumak ve yükseltmek için her zaman çaba sahibi oldu. Emeğiyle ulaştığı ideolojik derinliği askeri alandaki yetkinliğiyle birleştiren yoldaşımız, Demokratik Modernite Gerillacılığı’nı şahsında somutlaştırdı. Zîlan çizgisinde bir katılımı olan Welat yoldaşımız, mücadelemizin zafere ulaşması için fedaice bir yürüyüşün sahibi oldu. Bütün yoldaşlarına en zor süreçlerde moral ve güç kaynağı olmayı başaran yoldaşımız emekçi ve gelişime açık kişiliğiyle büyük bir komutan adayı oldu. İşgalcilere karşı büyük bir öfke sahibi olan Welat yoldaşımız, gelişen düşman saldırılarına karşı büyük bir fedakarlıkla mücadele ederek, savaşın en yoğun yaşandığı alanlardaki cesur katılımı ile örnek bir militan oldu. Aldığı bütün görev ve sorumlulukları büyük bir emek ve titizlikle yerine getirmeyi başaran Welat yoldaşımız, emsalsiz bir emekle yoğrulmuş bir yaşamın sahibi oldu. Sömürgecilerin kendilerini en güvenli hissettikleri alanlarda onlara büyük darbeler vurmayı esas alan yoldaşımız, Amanos alanına geçmiş ve yoldaşlarıyla birlikte tarihi bir direniş ortaya koydu. Direniş cephesindeki üstün performansıyla, düşmana ağır darbelerin vurulduğu birçok eylemde aktif bir şekilde yer alarak Apocu militan tarzıyla fedaice savaştı. 28 Eylül 2018 günü Antalya kırsalında gerçekleşen düşman saldırısı karşısında fedai bir tarzla savaşan Welat yoldaşımız son nefesine kadar Zîlan çizgisinde yürümeyi esas aldı.
Mücadele yaşamı boyunca şehitlerimizin yarattığı kutsal değerleri zafere taşımak için durup dinlenmeden emek veren fedai Welat yoldaşımız her zaman önümüzü aydınlatacak ve ardından bıraktığı mücadele mirası mutlaka zaferle taçlandırılacaktır.
28 Eylül 2023
HPG Basın İrtibat Merkezi

Basına ve Kamuoyuna!
13 Eylül 2023 günü yaptığımız açıklamada Mûş Milazgîr’de gerçekleşen bir düşman saldırısında Zinar yoldaşımızın yaralandıktan sonra düşmana esir düşmemek için şehadete yürüdüğü bilgisini paylaşmıştık. Bu operasyon sırasında Zinar yoldaşımızla birlikte düşmana karşı savaşan Çekdar yoldaşımızın da şehadete ulaştığı kesinleşmiştir.
Büyük bir iddia ve kararlılıkla Bakurê Kurdistan’da işgalcilere karşı tavizsiz bir mücadelenin sahibi olan Çekdar yoldaşımız; yüksek azmi ve sınırsız fedakarlığı ile bulunduğu her alanda öncü bir militan olmayı başardı. Kendisini her zaman şehitler çizgisine karşı sorumlu gören yoldaşımız Önderliğimizin İmralı’daki tarihi direnişine, fedaice şehadete yürüyen yoldaşlarımıza ve hiçbir fedakarlıktan geri durmayan halkımıza layık olmak için her anını mücadele ile geçirerek tüm yoldaşlarına örnek oldu.
Çekdar Ebex gibi değerli bir militanı yetiştirerek halkımızın özgürlük mücadelesine kazandıran başta değerli ailesi olmak üzere tüm yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyoruz.
Çekdar Ebex yoldaşımızın kimlik bilgileri şöyledir:
![]() |
Kod Adı: Çekdar Ebex |
Çekdar Ebex – Muhammed Kaya
Tarihinin hiçbir döneminde işgalci güçlere boyun eğmeyerek özgür yaşamda ısrar eden Wan halkımız, gelişen saldırılara karşı sürekli direniş halinde olarak önemli bir mücadele birikimi ortaya çıkardı. Sömürgeci Türk devletinin soykırım politikalarını uygulamak için özel olarak seçtiği alanlarında başında olan Wan, yurtsever halkının onurlu duruşu ve mücadeleci karakteri sayesinde öz kimliğini korumayı başararak düşmana gerekli cevabı verdi. Partimiz PKK’de Wan halkının bu yurtseverlik çizgisi üzerinden Serhed alanında gelişme sağlayarak halkımızın direnişini daha da büyüttü. Wan halkımız da özgür geleceğinin gördüğü PKK mücadelesine en değerli evlatlarını katarak yurtseverliklerinin gereğini yerine getirdi.
Çekdar yoldaşımız da bu yiğit halkın bir ferdi olarak Wan’ın Ebex ilçesinde yurtsever bir ailede doğdu. Ailesinin ve yaşadığı çevrenin derin bir yurtseverlik bilincine sahip olması nedeniyle Çekdar yoldaşımız da Partimizi küçük yaşlardan itibaren tanımaya başladı. Halkımız için her türlü fedakarlığı yapmaktan geri durmayan özgürlük gerillası, Çekdar yoldaşımızın çocukluk kahramanı haline geldi. Bundan dolayı Çekdar yoldaşımız gerillaya büyük bir sempati duydu. Sistem okullarında 11 yıl okuyan Çekdar yoldaşımız, okulların birer asimilasyon merkezleri olduğu gerçeğini bilince çıkararak okulu terketti. Daha sonra ailesinin geçimine katkıda bulunmak için farklı işlerde çalışan yoldaşımız bulunduğu Türkiye şehirlerinde düşman gerçekliğini daha yakından tanıma fırsatı buldu. Düşmanın halkımıza karşı soykırım politikalarını sistematik bir şekilde yürüttüğünü anlayan yoldaşımız, bu düşman gerçekliği ile ancak mücadele edilerek başa çıkılabileceğini düşündü. Bunun da PKK öncülüğünde sürdürülen özgürlük mücadelesi ile mümkün olduğunu iyi bilen yoldaşımız kendisini Apocu felsefede derinleştirmek için fırsat buldukça Önderliğimizin savunmaları temelinde kendisini eğitti. Önderliğimizi anladıkça, mücadele etme istemi daha da artan yoldaşımız, bir Kürt genci olarak düşmanın halkımıza yönelik geliştirdiği katliamlara cevap olmayı devrimci bir sorumluluk bildi. Yakın çevresinden birçok kişinin gerilla saflarına katılmasından da etkilenerek yoldaşımız ancak gerilla mücadelesi ile düşmanın yenilgiye uğratılabileceğine inandı. Bu temelde 2011 yılında halkımız için en anlamlı günlerden biri olan 15 Ağustos günü Cîlo alanından gerilla saflarına katıldı.
Gerilladaki ilk eğitimini Avaşîn alanında alan Çekdar yoldaşımız Kurdistan’ın muhteşem doğasından ve asi dağlarından çok etkilendi. Kendisini bu dağlara ait hisseden yoldaşımız kısa sürede dağ ve gerilla yaşamı ile bütünleşti. Dağ sevgisinin kendisi için özel bir anlamı olduğunu ifade eden yoldaşımız, kendisini bu dağlarda yeniden keşfettiğini dile getirdi. Aldığı eğitimlerle her geçen gün daha da yetkin bir gerilla olan Çekdar yoldaşımız gerilla yaşamının her an’ından etkilendi. Özellikle gerillanın yoldaşlık ilişkilerinden ve disiplinli yaşamından etkilenen yoldaşımız bunu daha fazla mücadele etme gerekçesi haline getirdi. Katılım temposunu artırdıkça yaşama daha fazla bağlanan yoldaşımız, şehitlerimizin kutsal emekleri sonucu yaratılan özgür yaşamı korumak için sürekli mücadele halinde oldu. Gerilla saflarında aldığı Önderlik eğitimleriyle özüne döndüğünü belirten yoldaşımız, aynı zamanda bu eğitimler sayesinde ulusal bilincinin de geliştiğini ifade etti. 2012 yılında Avaşîn alanında gelişen eylemlerde yer alan Çekdar yoldaşımız, gerilla saflarında yeni olmasına rağmen yüksek cesareti ve girişken yapısıyla bu eylemlerde önemli görevleri başarılı bir şekilde yerine getirdi. 2012 yılındaki hamlesel süreçte yaşanan şehadetlerden etkilenen yoldaşımız, bu yoldaşlarının intikamını almak için daha fazla mücadele etme kararı aldı.
Mücadelesini büyütmeyi temel hedefi yapan Çekdar yoldaşımız yoldaşlığa bağlılığın ve şehitlerin anısını yaşatmanın bu şekilde mümkün olduğuna inandı. Mücadelesini Bakurê Kurdistan’da yürütmek için yoğun bir istek ve ısrarın sahibi olan Çekdar yoldaşımız 2014 yılında bu amacını gerçekleştirdi. Yakaladığı bu şansı en iyi şekilde değerlendirerek, halkımızın özgürlük istemine cevap olmayı ve binlerce şehidimizin özgür Kurdistan hayalini gerçekleştirmeyi amaçlayan Çekdar yoldaşımız Bakurê Kurdistan’da da etkili bir mücadelenin sahibi oldu. Daha çok Erzirom ve Mûş alanlarında gerillacılık yapan yoldaşımız Devrimci Halk Savaşı çerçevesinde geliştirilen birçok eylemde aktif bir rol oynadı. Özyönetim Direnişi’ne karşı düşmanın insanlık dışı saldırılarının geliştiği süreçlerde halkımızın intikamını almak için bulunduğu alanlarda sürekli eylem arayışında olan yoldaşımız, bulduğu her fırsatı değerlendirerek düşmana karşı eylem halinde oldu.
2018 yılına kadar Bakurê Kurdistan’da etkili bir mücadele yürüten Çekdar yoldaşımız; buradaki militanca katılımı, derin yoldaşlık bilinci, emekçi ve fedakar özellikleriyle tüm yoldaşlarının saygısını kazandı. Yaşamı ile örnek bir Apocu militan olan yoldaşımız, savaştaki cesareti ile de düşmana korku salmayı başardı. Mücadelesini fedailik çizgisinde yürütmeyi esas alan yoldaşımız 27 Kasım 2018 günü Mûş Milazgîr’de gerçekleşen düşman operasyonunda son nefesine kadar direnerek, mücadelesini zirvede tamamladı. Çekdar yoldaşımızın geride bıraktığı zengin mücadele mirasını yoldaşları olarak layıkıyla devam ettireceğimizin sözünü veriyoruz.
24 Eylül 2023
HPG Basın İrtibat Merkezi
Özgürlük mücadelemizin ilk geliştiği ve kitleselleştiği alan olan Botan, bu nedenle sürekli düşmanın hedefi oldu.
Kurdistan’da inkâr ve imha saldırılarının en fazla yoğunlaştığı ve özgür Kürt kimliğinin yok oluşun eşiğine getirildiği bir dönemde PKK’yle tarihin gidişatına müdahale eden Rêber Apo, halkımızı uçurumunun kenarından kurtardı.

Basına ve Kamuoyuna!
1. 17 Eylül 2023 günü Amed’in Licê alanında bir grup yoldaşımız ile işgalci Türk ordusu arasında temas yaşandı. Güçlerimiz ile düşman arasında şiddetli çatışmalar meydana geldi. Sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar devam eden bu çatışmalarda düşmana ağır darbeler vuruldu. Yoldaşlarımızın fedailik çizgisindeki direnişleri ve yüksek cesaretleri karşısında sonuç alamayan işgalci Türk ordusu alanı saldırı helikopterleri ve savaş uçakları ile yoğun bir şekilde bombaladı. Yaşanan bu çatışmalarda HPG ve YJA Star Komuta Konseyi Üyesi ve Amed Eyalet Komutanımız Axîn Mûş Gabar yoldaşımız ile birlikte Egîd, Rohat ve Demhat yoldaşlarımız şehadete ulaştı.
26 yıllık mücadelesinde her zaman fedaice bir yaşamın ve Zilanca mücadele tarzının sahibi olan öncü komutanımız Axîn Mûş Gabar yoldaş, kesintisiz devrim yürüyüşünü yine fedailik duruşuna layık bir şekilde zirveleştirerek şehitler kervanına katıldı.
Kurdistan’ın yiğit evlatları Egîd, Rohat ve Demhat yoldaşlarımız da halkımızın en seçkin militanları olarak özgürlük mücadelemizdeki yerlerini aldı. Fedailikleri ile tüm Kürt gençliğinin örnek alacağı öncüler olarak tarihimizdeki yerlerini alan Egîd, Rohat ve Demhat yoldaşlarımız, bizlere büyük bir mücadele mirası bıraktılar.
Axîn, Egîd, Rohat ve Demhat yoldaşlarımızın başta değerli aileleri olmak üzere tüm yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyor, intikamlarını alacağımızın ve şehitlerimizin bize devrettiği mücadeleyi mutlaka zafere taşıyacağımızın sözünü veriyoruz.
Şehadete ulaşan yoldaşlarımızın kimlik bilgileri şu şekildedir:
|
Kod Adı: Axîn Mûş Gabar |
Axîn Mûş Gabar – Hülya Demirer
|
Kod Adı: Egîd Berxwedan |
Egîd Berxwedan – Habib Karakoç
|
Kod Adı: Rohat Pasûr |
Rohat Pasûr – Cihat Ay
|
Kod Adı: Demhat Setkar |
Demhat Setkar – Çetin Temel
Kurdistan’da inkâr ve imha saldırılarının en fazla yoğunlaştığı ve özgür Kürt kimliğinin yok oluşun eşiğine getirildiği bir dönemde PKK’yle tarihin gidişatına müdahale eden Rêber Apo, halkımızı uçurumunun kenarından kurtardı. Rêber Apo, yeni yaşam ve mücadele felsefesiyle, hiçbir umut kırıntısının olmadığı bir ortamda umut tohumlarını ekerek yeşertti ve ezilenlerin kalbine kök salarak en sert fırtınalara direnen bir özgürlük ağacı yarattı. Ölümsüz şehitlerimizin damla damla kanlarıyla yarattıkları değerler üzerinde yükselen halkımızın özgürlük mücadelesi, Kurdistan’da serhildan geleneği ve bu serhildan geleneği içinde yetişen kuşaklar yarattı. Her anı kahramanlıkla örülmüş sonsuz bir destana dönüşen PKK direniş ve zafer çizgisi, özgürlüğe susamış ezilen halkımızın özgür gelecek umudunun adı ve temsilcisi oldu.
Rêber Apo’nun özgürlük yürüyüşünün startını verdiği tarihi ‘Kurdistan Seferi’nin ilk durağı olan Serhed alanındaki yurtsever halkımız, mücadelemizin ilk zamanlarından itibaren kutsal özgürlük yürüyüşüne katıldı. Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’nin dalga dalga Kurdistan’da yayılması, güçlü bir direniş geleneğine ve geçmişine sahip olan yurtsever Serhed halkımızın kitlesel olarak mücadele saflarına akmasını beraberinde getirdi. Sömürgeci Türk devletinin inkâr ve imha saldırılarına yoğun bir şekilde maruz kalan, Geliyê Zîlan’da gerçekleştirilen katliamın acısını asla unutmayan Serhed halkımız, PKK ile işgale ve işgalciye karşı olan öfkesini özgürlük mücadelesine güçlü katılımıyla ortaya koydu. Halklaşan mücadelemizin önünü alamayan işgalciler, halkımızın Kurdistan Özgürlük Gerillası’yla kurduğu bağı koparmak için halkımıza karşı insanlık dışı saldırılar gerçekleştirdi ve bunun sonucunda binlerce Kürt ailesi cennet Kurdistan topraklarından göç etmek zorunda kaldı.
Serhed’in güçlü direniş kültürü ve derin yurtseverlik çizgisinin diri olduğu yurtsever bir aileden gelen Axîn yoldaşımız, sömürgecilerin uyguladığı politikalar nedeniyle ülke topraklarından uzakta; Kıbrıs, Lefkoşa’da dünyaya geldi. Aslen Mûş’un Kop ilçesinden olan yoldaşımız, fiziki olarak Kurdistan’dan uzakta büyümesine rağmen yurtsever ailesinden mücadele bilincini alarak direniş kültürümüzü özümsedi. Axîn yoldaşımız küçük yaşlardan itibaren sistemin kadına biçtiği rolü ve içinde tutulduğu kölelik statüsünü asla kabullenmedi ve buna karşı mücadele etti. İnsanlık tarihine yön veren Neolitik Devrimi gerçekleştiren Kürt kadınının tarihi hafızası ve hissi Axîn yoldaşımızın yaşantısına yön verdi. Özgürlük umudu, arayışı ve sistemi reddedişi Axîn yoldaşımızı küçük yaşlardan itibaren tanımaya başladığı partimiz PKK’ye daha fazla yakınlaştırdı ve ilgisini arttırdı. Halkımızın çektiği acılara cevap olmak ve özgür bir kadın olarak kendi gerçek kimliğiyle yaşamak için mücadelenin doğru zeminin PKK safları olduğu gerçeğini bilince çıkaran yoldaşımız, 1997 yılında tereddüt etmeden Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’ne katıldı. Bir dönem toplumsal çalışmalarda kalan yoldaşımız, kısa sürede bir halk öncüsü haline geldi ve halkımızın özgürlük iradesinin gelişmesinde büyük emek sahibi olan yoldaşlarımızdan oldu. Kurdistan ve Türkiye metropollerinde yürüttüğü başarılı çalışmaların ardından işgalciler tarafından birçok kez gözaltı terörüne maruz kalan yoldaşımız, Avrupa’ya geçti ve sürgünde yaşamak zorunda kalan halkımız içinde çalışma yürüttü, emek verdi.
Yürüttüğü başarılı çalışmalara rağmen mevcut durumla asla yetinmeyen Axîn yoldaşımızın yüreğindeki ülke sevgisi ve özlemi hiç dinmedi. Bu yüzden Kurdistan dağlarına gelip gerilla saflarına katılmak için büyük bir ısrarın sahibi oldu. Gerillalaşarak işgalcilere hesap soracağı günün hayalini her zaman diri tuttu. Bütün Kürtlerin ve ezilenlerin kalbinde onulmaz bir yara açan Uluslararası Komplo süreci Axîn yoldaşımız için son nokta oldu ve yoldaşımız 2000 yılında Kurdistan dağlarına geçerek gerilla saflarına katıldı. Halkımızın çektiği acıları ve Uluslararası Komplo’ya karşı olan büyük öfkesini en güçlü mücadele gerekçesi haline getiren yoldaşımız, yaşamının her anını devrim mücadelesine adadı. Devrimci yaşamı bu minvalde gelişen Axîn yoldaşımız mücadele saflarında nitelikli bir savaşçı ve hızla gelişen öncü bir gerilla komutanı oldu. Qendîl, Zap, Garê başta olmak üzere birçok alanda kalan ve gerillacılık yürüten yoldaşımız hızlı gelişimi ve tereddütsüz katılımıyla ilk günden itibaren bütün yoldaşlarının dikkatini çekti. Axîn yoldaşımızın olduğu her yerde komünal yaşam çizgisi, ortak akıl ve kadın öncülüğü her zaman önde oldu. Gereken her yerde ilkeli ve adil bir savaşçı olup, tutum ve tavır sahibi oldu. O’nda özgür kadın olma iddiasıyla yürüyen her kadında görülen içsel güzelliği, ruh yüceliğini, duygu güzelliğini ve yaşamı derinden hisseden narin yüreği görmek mümkündü. Yüreği ve fikri berrak, özgürlük arayışında net bir kadındı, gerillaydı, komutandı ve her şeyden önce iyi bir yoldaştı. Axîn yoldaş, Zîlan çizgisinde yürüdü, Berîtan çizgisinde savaştı ve özgür bir yaşam için her an emek verdi. Emekle kendisini geliştirdi, yarattı ve yoldaşlarını eğiterek onları da yükseltti. Yüzlerce savaşçı ve onlarca komutan yetiştirdi. Yaşamda ve savaşta Zîlanca tarzın, kararlılığın, irade ve pratiğin sahibi oldu. Halkımızın öncü bir fedaisi olarak fedailere komutanlık yaptı. Sorumluluk gerektiren en ağır görevler için kendisini her zaman hazırda tutarak, Devrimci Halk Savaşı görevlerini başarılı bir şekilde gerçekleştiren öncü bir YJA Star komutanı oldu.
2004 yılında yönünü Botan’a veren ve 4 yıl boyunca gerillacılığın kalbi olan Botan’da mücadele yürüten yoldaşımız, savaş içinde pişerek daha da yetkinleşti. Axîn yoldaşımız, her zaman en önde yürüdü, en ön cephede yerini aldı ve bir öncü olarak mücadele bayrağını hakkını vererek dalgalandırdı. Botan’dan sonra Mêrdîn ve daha sonra da Medya Savunma Alanları’na geçerek mücadele temposunu sürekli yükseltti. Aldığı Sakince Cansız PKK Ocağı ve PAJK eğitimleriyle Rêber Apo ideolojisinde derinleşen Axîn yoldaşımız, Önderlik felsefesiyle bütünleşerek daha güçlü bir biçimde çalışmaların başına döndü. Gulan, Mahîr, Delal ve Hüseyin Mahir arkadaşlarla birlikte mücadele yürütme şansına sahip olan Axîn yoldaşımız, büyük fedai komutanlarla yürüyen büyük bir komutan oldu. Geliştiği kadar da geliştirmeyi esas aldı. O, birlikte olduğu her arkadaşı daha ileri taşıdı ve mutlaka daha fazla geliştirdi. Yüzü daima ileriye ve zafere dönük bir komutan olarak, gelişim ve ilerleme planına sahipti. Axîn yoldaşımız her yoldaşının kalbinde yer edindi, iz bıraktı. Kadın – erkek tüm yoldaşlarının büyük sevgisini ve derin saygısını kazandı. Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü için en önde savaş iddiasıyla yaşadı ve bunu pratiğine aktardı. Kendi önerisi ve ısrarı ile yine yönünü Bakur’a çevirdi. İddialı, coşkulu, sevinçli ve moralli şekilde Şehîd Ali Piling yoldaş ile omuz omuza vererek Amed’e doğru yola çıktı. Hedefine hızla ulaşıp pratiğe başladı, alana uyum sağlayıp komutanlık görevlerini üstlendi. En zorlu koşullarda yüksek bir irade ile komutanlık yapıp dönem görevlerini yürütmeyi başardı. Beş yıl boyunca Amed alanında işgalcilere ağır darbeler vurulan birçok eylemde öncü düzeyde görev aldı. Bulunduğu her alanda düşmanın kalbine korku salan Axîn yoldaşımız, zorlu dönemlerin ve görevlerin Apocu fedai militanı ve komutanı oldu.
HPG ve YJA Star Komuta Konseyi Üyesi olarak görevlerini büyük bir başarıyla yerine getiren Axîn yoldaşımız, Rêber Apo’nun geliştirdiği Kadın Özgürlük İdeolojisi’yle kendisini yeniden yaratan özgür ve fedai Kürt kadın gerçekliğinin somut örneği oldu. Son olarak Amed Eyalet Komutanlığı görevini yürüten Axîn yoldaşımız, fedaileşen Apocu komutanlığın yaşamda ve savaşta zafer çizgisinde yürümesinin adı oldu.
Çeyrek asrı aşan devrimci bir yaşama büyük başarılar sığdıran ve Rêber Apo felsefesinin yarattığı en güzel özgür kadın hakikatlerinden ve fedai komutanlarından biri olan Axîn yoldaşımız, ardında asla unutulmayacak bir mücadele mirası bıraktı. Axîn yoldaşımızın fedai yürüyüşü her zaman önümüzü aydınlatacak ve ardında bıraktığı mücadele bayrağı biz geride kalan yoldaşları tarafından mutlaka zafere taşınarak, ‘Özgür Önderlik, Özgür Kurdistan’ hayali gerçekleştirilecektir.
Direniş ve serhildan kenti Amed; partimiz PKK’nin kurulduğu, tarihi zindan direnişinin geliştiği ve gerilla mücadelemizin en dorukta yaşandığı bir alan olması dolayısıyla her zaman mücadelemizin merkezlerinden oldu. Değerli Amed halkımız, daha mücadelemizin başından itibaren bu misyonuna denk bir duruşun sahibi olarak sömürgecilere gereken dersi verdi. İşgalci Türk devletinin tüm yoğun baskı, katliam, asimilasyon politikalarına rağmen Amed halkımız taviz vermeyerek, direnişte ısrarcı olduğunu gösterdi. Direnişi adeta günlük yaşamının ilkesi haline getiren Amed halkımız aynı zamanda geliştirdiği tarihsel hamlelerle de düşmana birçok defa geri adım attırmayı başardı. Bu özelliğiyle özgürlük hareketimizin önemli bir sacayağı olarak tarihi görevlerini yerine getirmeyi başardı. Amed halkımız geliştirdiği bu direniş geleneğini kuşaktan kuşağa aktararak mücadelemizin sürmesini sağlayarak, halkımızın özgürlük umudunu diri tutmayı başardı.
Egîd yoldaşımız da böylesi bir direniş geleneğinin içinde Amed’in Farqîn ilçesinde yurtsever bir ailede doğdu. Çocukluğunun geçtiği 90’lı yıllarda Kurdistan’da yaşayan her çocuk gibi düşman gerçekliğini yaşayarak öğrendi. Özellikle düşmanın halkımıza karşı hiçbir insani değer gözetmeksizin saldırması Egîd yoldaşımızda tarifi imkansız bir öfke yarattı. Daha çocuk bilinciyle mutlaka düşmandan hesap sorması gerektiğini düşünen yoldaşımız, yaşam çizgisini daha o zamanlardan belirlemiş oldu. Önderliğimizin geliştirdiği KCK sisteminin ilan edildiği 2005 Newrozu’nda daha önce sempati duyduğu Partimizi yakından tanımaya başlayan Egîd yoldaşımız, ilk olarak gençlik faaliyetlerinde yer aldı. Faaliyetlerde uzun bir süre kalan yoldaşımız kendisini ideolojik olarak eğitme imkanı buldu. Aldığı Önderlik felsefesi temelli eğitimlerle soykırımcı Türk devlet okullarının geliştirmeye çalıştığı etkileri bir bir üzerinden atmayı başardı. Önderliğimizin ve Hareketimizin tüm olumlu çabalarına ve ısrarlarına rağmen demokratik çözüme yanaşmayan sömürgeci Türk devletine karşı 2010 yılında geliştirilen Devrimci Halk Savaşı sürecinde çalışmalara daha aktif bir katılım sağlaması gerektiğini düşünen Egîd yoldaşımız 2011 yılında nihayet çocukluk hayali olan gerillaya katılımını gerçekleştirdi.
Kısa bir süre Amed alanında gerillacılık yapan yoldaşımız, burada temel gerillacılık eğitimlerini gördü. Bakurê Kurdistan’da ve yoğun savaş sürecinin içinde eğitim görmeyi fırsata çeviren yoldaşımız kısa sürede yılların tecrübesini edinmeyi başardı. Eğitimde öğrendiklerini hemen pratikleştirme imkanı bulan yoldaşımız Amed alanında gerçekleşen eylemlere katılarak kendisine biçtiği misyonun gereklerini yerine getirdi. Gerillada yeni olmasına rağmen cesareti, katılımı ve militanca duruşuyla yoldaşlarına güven veren Egîd yoldaşımız daha sonra Bakurê Kurdistan’ın zorlu alanlarından Erzirom’a geçti. Burada da mevcut katılım düzeyini gün geçtikçe daha da geliştiren yoldaşımız, öncü bir gerilla olmayı başardı. Yaklaşık 2 yıl pratik yürüttüğü Erzirom alanında yoldaşlık ilişkilerindeki sadelik ve dürüst katılımı ile yoldaşlarının saygısını kazandı.
Egîd yoldaşımız 2014 yılında DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırması üzerine halkımızın kazanımlarını korumak için Kobanê alanına geçti. Göğüs göğüse bir savaşın yaşandığı Kobanê’de Apocu fedai militanların destansı direnişine tanıklık eden Egîd yoldaşımız, aynı fedai ruhla direniş mevzilerindeki yerini aldı. Çetelere ağır darbelerin vurulduğu ve Kobanê’nin karış karış özgürleştirilmesini sağlayan birçok eylemde yer alan yoldaşımız, Apocu fedai ruhun asla yenilmeyeceğini bir kez daha işgalcilere ve onların işbirlikçilerine gösterdi. Yaşanan yoğun savaş sürecinde ağır yaralanan Egîd yoldaşımız Bakurê Kurdistan’da tedavi gördüğü süreçte DAİŞ çeteleri ile kader birlikteliği yapan Türk devleti tarafından esir edildi.
Apocu bir militan olarak her nerede olursa olsun Parti ilkelerinden taviz vermemeyi kendisine düstur edinen yoldaşımız, partimiz PKK’nin zindan direniş geleneğine tüm varlığı ile dahil oldu. Ağır yaralı olmasına rağmen düşmanın yaptığı tüm işkencelere göğüs germeyi başaran yoldaşımız, Kemal ve Hayrilerin direniş ruhunun temsilcisi oldu. Uzun zindan sürecini kendisi için adeta bir akademiye çeviren yoldaşımız, burada kendisini Önderlik felsefesinde daha da derinleştirdi. Kendisini kapitalist sistemin tüm kirlerinden arındıran yoldaşımız Önderliğimizin geliştirdiği; özgürlüğe, eşitliğe ve sosyalistçe bir yaşama dayanan Demokratik Modernite kişiliğine ulaşmayı başardı. Yaşadığı ideolojik yoğunlaşmaların yanı sıra halkımızın kendi çözümünü kendisinin sağlaması gerektiğine inandı. Bunun da ancak Devrimci Halk Savaşı’nın tüm Kurdistan’a yayılmasıyla mümkün olduğunu düşündü. Bu temelde askeri taktiklere de yoğunlaşarak önemli dersler çıkardı. Yaşadığı yoğunlaşmaları ve ulaştığı sonuçları pratik sahada uygulamak için sabırsızlanan ve fiziki özgürlüğüne kavuşacağı günü dört gözle bekleyen yoldaşımız 7 yıllık esaretin ardından zindandan çıktı ve yüzünü kendisini ait hissettiği Kurdistan dağlarına döndü.
Daha önce gerillacılık yaptığı alanlara ulaşmakta zorlanmayan yoldaşımız, yoldaşları ile buluşacağı anı büyük bir coşku ve heyecanla gözledi. Gerilla ile buluştuğu anı yaşamının en değerli anlarından biri olarak ele alan yoldaşımız, yoldaşlarından aldığı güç ve moralle hemen pratiğe başlamak istedi. Yıllardır hasretini çektiği Kurdistan’ın özgürlük dağlarıyla buluşmanın tarifsiz coşkusu ile pratiğe yönelen Egîd yoldaşımız, bulunduğu her alanda Apocu bir militan olarak öncülük misyonuna denk bir duruşun sahibi oldu. Zindanda edindiği ideolojik birikimle yoldaşlarının eğitimine yardımcı olan Egîd yoldaşımız aynı zamanda yoldaşlarından da pratik tecrübeleri öğrenerek eksik yanlarını tamamlamaya çalıştı. Amed alanında birçok çalışmanın başarılı bir şekilde sonuçlanmasında emeği olan Egîd yoldaşımız, sürekli daha fazla mücadele etmenin ve başarı kazanmanın arayışında oldu. Ancak bu şekilde Önderliğimize ve kahraman şehitlerimize layık olunabileceğini düşündü.
Bulunduğu her alana rengini vermeyi başaran ve birlikte çalışma yürüttüğü her yoldaşında mutlaka iz bırakan Egîd yoldaşımız militan kişiliği ile örnek bir Apocu oldu. Şehadete ulaştığı ana kadar da partimiz PKK’nin direniş çizgisini temsil etmeyi başaran Egîd yoldaşımız, son nefesine kadar direnerek Apocu militanlığın yenilmezliğini ispatladı.
Rohat yoldaşımız, başkentimiz Amed’de yurtsever bir ortamda yaşama gözlerini açtı. Sömürgeci soykırımcı Türk devletinin Kürt çocuklarını asimilasyondan geçirmek üzere soykırım çarkı olarak kullandığı YİBO (yatılı ilköğretim bölge okulları)’nda 7 yıl boyunca okudu. Burada insanları köksüzleştiren asimilasyoncu sistemi tanıdı. Okulu bırakarak farklı işlerde çalıştı. Dürüst ve toplumsal ahlakı güçlü olan Rohat yoldaşımız, Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’ne ilgi duydu. Özellikle de 2006 yılında Mûş alanında 14 gerillanın kimyasal silahla şehit edilmesi ve ardından gelişen halk serhildanları Rohat yoldaşımızı derinden etkiledi. Böylesine vahşi ve katliamcı bir düşmana karşı ancak mücadele edilerek varlığını korumanın ve özgürlüğünü sağlamanın mümkün olduğunu gördü. Bu bilinçle mücadeleye atıldı. 2007, 2008 ve 2009 yıllarında Apê Musa’nın küçük generallerinden biri olup özgür basın çalışmalarında yer aldı. Hakikati haykıran ve özgürlüğün sesi olan gazete ve dergilerin dağıtımcılığını yaptı. Aynı zamanda toplumsal alan çalışmalarında yer aldı, demokratik özerklik ve öz yönetim hakikatine sonuna kadar inanıp, bunun için toplumu örgütleyip komünleri kurmaya çalıştı, kent meclislerinde görev aldı ve üzerine düşen her sorumluluğu yerine getirmeye çalıştı.
Onurlu bir yurtsever ve özgür Kürt kimliğini temsil ettiği için sömürgeci soykırımcı Türk devleti tarafından tutuklanıp 2009 ve 2011 yılları arasında bir yılı aşkın süre boyunca Amed zindanında tutuklu kaldı. Bu süreçte kendisini Kürt dili, kültürü, mücadele tarihi, özgürlük ideolojisi ve paradigmasında geliştirip derinleştirerek düşmana en etkili cevabı verdi. Zindanda Mazlum, Dörtler, Sara, Hayri ve Kemaller’in direniş çizgisini esas alarak düşman karşısında asla geri adım atmadı, yüreğindeki isyancı direniş ruhunu daha da gürleştirerek dışarı çıktı. Bir süre daha toplumsal alandaki görevlerini yürüttükten sonra 2013 yılında Amed’de gerilla saflarına katıldı.
Rohat yoldaşımız katıldıktan sonra demokratik çözüm yürüyüşlerinin başlamasıyla Medya Savunma Alanları’na geçti. Rohat yoldaşımızın mücadeleyi tanıması, Apocu ideolojideki yetkinliği, Parti ölçülerini özümsemiş kişiliği, sadeliği ve olgunluğu O’nu gerillayı yaşamıyla erkenden kaynaştırdı. Zorluk çekmeden dağların özgür yaşamına adapte oldu. İlk gerilla eğitimlerini hızla tamamlayarak Medya Savunma Alanları’nda üç yıl boyunca çeşitli görevler alıp önemli bir birikim ve tecrübe edindi. Aynı zamanda gerilla basınında yer alıp gerillanın özgür yaşam hakikatine şahitlik ettiği dönemlerini kayıt altına aldı, yazdı ve tarihe miras bıraktı.
Rohat yoldaşımız, sömürgeci, soykırımcı ve katliamcı düşmana karşı mücadele etmeyi en temel amacı olarak belirledi. Çünkü bu düşmanın insanlık dışı saldırıları durdurulmadan ve yenilgiye uğratılmadan özgür Kürt varlığına karşıtlığının da asla bitmeyeceğini biliyordu. Rohat yoldaşımız bu bilinç ve inançla 2016 yılında yüzünü Bakurê Kurdistan’a ve doğup büyüdüğü Amed’e döndü. Gerillaya ilk katıldığı topraklara tecrübe edinmiş ve gerilla taktiklerinde ustalaşmış Apocu bir militan olarak dönüşü gerçekleştirerek ülkeye bağlılığını göstermiş oldu.
Amed’de büyük bir aşk ve istekle pratiğe başladı. Rohat yoldaşımız, Amed’in birçok alanını adeta karış karış gezerek faaliyet yürüttü. Fedai ruh ve yüksek cesaretiyle en zorlu an ve yerlerde sorumluluk almaktan çekinmedi. Nerede fedakarlık ve yüksek emek gerektiren bir iş varsa tereddütsüzce oraya koştu. 7 yıl boyunca aralıksız bir biçimde durmadan ve yılmadan mücadele etti. Birçok eylemde yüksek cesaretiyle öncülük ederek işgalci düşmana ağır darbeler vurdu. İşgalci Türk ordusunun Amed’de gerçekleştirdiği binlerce saldırı ve operasyonunu boşa çıkarıp etkin bir gerillacılık yürüttü. Rohat yoldaşımız samimi yoldaşlığı, fedakarlığı, sarsılmaz iradesi ve Apocu fedai ruhu ile her zaman yoldaşlarına güç veren, ideolojik donanımıyla öncülük eden ve yol gösteren örnek bir yoldaşımızdı. Şehadete ulaştığı son olayda da fedai komutanımız Axîn yoldaşımızla beraber omuz omuza vererek işgalci düşmana karşı koyup, büyük bir cesaret örneği sergileyerek saatlerce çarpıştı. Rohat yoldaşımız, dönemin fedai ruha sahip örnek militanlığını en yüksek düzeyde temsil ederek şehitler kervanına katıldı.
Özgürlük mücadelemizin ilk geliştiği ve kitleselleştiği alan olan Botan, bu nedenle sürekli düşmanın hedefi oldu. Halkımızı özgürlük mücadelesinden uzaklaştırmak ve soykırım saldırısını sürdürmek için birçok yöntem deneyen işgalci Türk devleti, bu çerçevede koruculuk sistemi geliştirerek halkımızı birbirine kırdırmak istedi. Düşmanın bu politikasını gören onurlu halkımız, bu dayatmaları asla kabul etmedi. Bu nedenle düşman halkımıza yönelik daha fazla baskı ve işkence uygulayarak binlerce yıllık ana topraklarından göç etmelerine neden oldu. Yurtsever halkımıza ya onursuz bir yaşamı kabul edip koruculuğu kabul etmeyi ya da yaşadıkları yerlerden göç etmeyi dayatan soykırımcı Türk devleti bu şekilde sonuç almak istedi. Fakat onurlu yaşamı tercih eden milyonlarca insanımız tüm benlikleriyle bağlı oldukları topraklarından kopma pahasına düşmana boyun eğmedi, politikalarına teslim olmadı. Elkê’ye bağlı Setkar köyünde yaşayan yurtsever halkımız da onurlu yaşamı tercih ederek düşmana teslim olmadı. Bu nedenle Setkar’lı değerli halkımız köylerinden göç edip farklı alanlara göç etmek zorunda kaldı. Fakat düşmanlıkta sınır tanımayan işgalci Türk devleti Setkar köyünü yakıp yıkarak halkımızın geri dönüş umudunu da kırmak istedi.
Düşman baskılarından dolayı göç ederek Wan’a yerleşen ailelerimizden biri olan Temel ailesi de düşmanın tüm işkencelerine rağmen yurtseverlik duruşundan taviz vermeyerek örnek bir tutum gösterdi. Bu değerli ailede doğan Demhat yoldaşımız da ailesinin ve yurtsever halkımızın direniş kültürü ile büyüdü. Düşmanın halkımıza yönelik katliam, işkence ve sürgün uygulamalarını dinleyerek yetişen yoldaşımız, düşmana karşı büyük bir öfke duydu. Bu nedenle daha küçük yaşlardan itibaren mücadele arayışında oldu. Wan’da yurtsever bir ortam içinde büyümesi, Demhat yoldaşımızın partimiz PKK’yi yakından tanımasını sağladı. Kurdistan Özgürlük Gerillası’nın düşmana karşı geliştirdiği destansı direniş, düşmana darbe üstüne darbe vurması Demhat yoldaşımızı heyecanlandırarak, mücadeleye daha aktif katılmasını sağladı. İlk olarak yurtsever, devrimci gençlik faaliyetlerine dahil olan Demhat yoldaşımız, bu çalışmalarda uzun bir süre mücadele yürüttü. Wan’da yerel gençlik içerisinde başladığı çalışmalarda kısa sürede öncülük konumuna ulaşan yoldaşımız, kendisi gibi birçok Kürt gencinin bilinçlenmesinde, örgütlenmesinde ve mücadele saflarına katılmasında emek sahibi oldu. Daha sonra mücadelesini daha da büyütme kararı alan yoldaşımız Kurdistan’ın birçok alanında faaliyet yürüterek Kürt gençliğinin öncü kadrolarından oldu. Mücadelesini Önderliğimizin paradigması rehberliğinde sürdüren yoldaşımız sürekli kendisini ideolojik anlamda geliştirerek Apocu militan ölçülere ulaşmayı hedefledi. Yüzü her zaman dağlara dönük olan Demhat yoldaşımız Kurdistan dağlarında sürdürülen gerilla mücadelesini, yapılan fedakarlığı ve fedailik çizgisindeki savaşı kendisine örnek aldı. Bu temelde her gün kendisini sorgulayan yoldaşımız, yaşadığı yoğunlaşmaları daha fazla mücadeleye kanalize etmeyi başardı. Düşmanın halkımıza karşı topyekün saldırıya geçmesi, Önderliğimiz üzerindeki tecrit siyasetini kalıcılaştırması ve özgürlük gerillalarına yönelik insanlık dışı saldırılar gerçekleştirmesi Demhat yoldaşımızın yüzünü Kurdistan dağlarına çevirmesine neden oldu.
Amed alanından gerilla saflarına katılan yoldaşımız, gerilladaki ilk eğitimini de burada aldı. İdeolojik ve örgütsel anlamda belli bir tecrübe ve birikime sahip olan Demhat yoldaşımız, kendisini askeri anlamda geliştirdi. Özellikle gerçekleşen düşman saldırılarına cevap olmak ve kimyasal silahlarla şehit edilen yoldaşlarının intikamını almak için kendisini askeri anlamda yetkinleştirmesi gerektiğine inandı. Bu amaçla birlikte çalışma yürüttüğü yoldaşlarının askeri tecrübelerinden yararlanan yoldaşımız, yeni dönem gerilla taktik ve tarzında derinleşti. Son derece mütevazı, emekçi ve fedakar bir kişiliği olan Demhat yoldaşımız, bu özellikleriyle hem yoldaşlarının saygı ve sevgisini kazandı hem de sürekli birlikte çalışma yürütülmek istenen bir yoldaş oldu. Bu nedenle bulunduğu her ortamda moral ve güç kaynağı oldu. Amed alanında birçok yerde çalışma yürüten yoldaşımız, hem düşmana karşı sürekli eylem yoğunlaşması içinde oldu hem de halkımızın Devrimci Halk Savaşı temelinde bilinçlenip örgütlenmesinde yer alarak dönem görevlerine sahip çıktı. Ancak bu şekilde Önderliğimize ve şehit yoldaşlarımıza layık olabileceğinin bilincinde olan Demhat yoldaşımız, öncü bir Apocu militan olarak sürekli mücadelesini büyütmeyi esas aldı.
17 Eylül günü gelişen düşman saldırılarında beraberindeki yoldaşlarıyla fedaice direnen Demhat yoldaşımız, mücadele geçmişine denk bir duruşun sahibi olarak düşmana ağır darbelerin vurulmasını sağladı. Son nefesine kadar özgürlük değerlerimize bağlı kalmayı başaran Demhat yoldaşımız, tereddütsüz bir şekilde şehadete yürüyerek, öncüleşen Kürt gençliğinin en seçkin örneklerinden oldu.
- 17 Eylül 2023 günü Şirnex’in Basa ilçesine bağlı Bana köyü civarında işgalci Türk ordusu ile yaşanan çatışmada Rênas Tolhildan yoldaşımız fedaice savaşarak şehadete ulaştı. Özgürlük gerillası saflarına katıldığı andan itibaren özlü katılımı, cesur, fedakar ve dürüst kişiliği ile örnek bir Apocu militan olan Rênas yoldaşımız, üstlendiği öncülük misyonunu başarılı bir şekilde yerine getirdi. Botan’ın yiğit evladı Rênas yoldaşımız, doğup büyüdüğü topraklarda halkımızın özgürlük mücadelesi için tüm benliği ile mücadele ederek ve savaşarak sömürgeci soykırımcı Türk devletine karşı Kürt gençliğinin alması gereken tutumu pratiği ile ortaya koydu ve bu özelliği ile tüm Kürt gençliğinin öncüsü oldu.
Direnişi ile işgalci Türk ordusuna Apocu bir militan olarak gereken cevabı veren Rênas yoldaşımızın başta değerli ailesi olmak üzere tüm yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyoruz.
Rênas Tolhildan yoldaşımızın kimlik bilgileri şöyledir:
|
Kod Adı: Rênas Tolhildan |
Rênas Tolhildan – Ramazan Eliçümüş
Özgürlük mücadelemizle birlikte adeta küllerinden yeniden doğan kadim Botan halkımız tüm varlığı ile partimiz PKK ve Kurdistan Özgürlük Gerillası’nı sahiplenerek, Botan’ı gerilla mücadelemizin merkezi haline getirdi. Partimiz PKK’de özgür geleceği gören halkımız üzerindeki ölü toprağı atarak serhildan halkı haline geldi. Botan halkımızın öncülüğünde gelişen serhildanlarla diriliş devrimimiz gelişti. Botan’dan başlayan direniş, Amed’e ve daha sonra da tüm Bakurê Kurdistan’a dalga dalga yayılarak düşmanın soykırım siyasetine ağır darbeler vurdu. Dirilişin öncülüğünü yapan Botan halkımız, en değerli evlatlarını da gerilla saflarına katarak halkımızın özgürlüğünün elde edilebilmesi için en büyük fedakarlığı yaptı. Mücadelemizde binlerce şehidi olan Botan halkımız her zaman şehitlerimizin anılarına sahip çıkarak mücadelelerini daha da büyüttü. Bunun için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyen değerli halkımız, en zorlu şartlarda bile mücadelemizi sahiplenerek geleceklerini Partimizin direnişinden ayrı tutmadılar.
Böylesi bir direniş kültürü içinde gelişen yurtsever bir ailede doğan Rênas yoldaşımız, kuşkusuz bu gelenekle yetişti. Yaşadığı coğrafyanın direnişçiliği ile mayalanan yoldaşımız daha küçük yaşlarda itibaren, köylerine gelen gerillalardan etkilendi, büyüyünce özgürlük gerillası olmak istedi. Kendisi ile birlikte gerilla olma hayalini de büyüten Rênas yoldaşımız bu süreç içerisinde halk gerçekliğimizi daha iyi anlamaya başladı. Halkımızın on yıllardır sürdürdüğü özgürlük mücadelesinin yarattığı değerleri, bu değerler için verilen bedelleri yaşayarak, hissederek gören Rênas yoldaşımız, halkımıza layık bir genç olabilmek için sürekli yoğunlaşma içinde oldu. Aynı zamanda düşman gerçekliğine, onun soykırımcı karakterine ve halkımıza karşı geliştirdiği katliamlara tanıklık eden yoldaşımız kendisini daha da biledi. Düşmanın halkımıza karşı geliştirdiği katliamların hesabını sormanın ve onun soykırım siyasetini parçalamanın yegane yolunun gerillaya katılmak olduğu gerçekliğini bir kez daha bilince çıkaran yoldaşımız 2019 yılında doğduğu topraklardan, Botan’dan gerilla saflarına katıldı.
Bakurê Kurdistan’da düşman yönelimlerinin en yoğun yaşandığı bir süreçte çocukluk hayalini gerçekleştirerek gerilla saflarına katılan Rênas yoldaşımız, ilk eğitimini Botan alanında aldı. Savaş koşulları içerisinde aldığı eğitimini kısa sürede içselleştiren yoldaşımız, yetkin bir gerilla olmayı başardı. Bir süre değerli komutanımız Egîd Civyan yoldaşla birlikte kalan Rênas yoldaşımız, bu süre içinde Egîd yoldaşımızın engin tecrübelerinden yararlanarak kendisini geliştirdi. Dervişane bir yaşamı olan Egîd yoldaşımızdan partimiz PKK’nin ilke ve ölçülerini öğrenerek Apocu militanlığa sağlam adımlarla başladı. Yoldaşlarının yardımıyla gerillacılığın temel kurallarını hemen öğrenen yoldaşımız, disiplinli bir gerilla olmayı başardı. Özellikle yeni dönem gerillacılığında yetkinleşmek isteyen yoldaşımız, bunun için sürekli arayışta oldu. Kendisini askeri branşlarda eğitmek için en küçük bir imkanı da değerlendiren Rênas yoldaşımız, öğrendiklerini pratiğe geçirmek için yoğun bir çabanın sahibi oldu. Bu özelliği ile yoldaşlarının saygısını kazanan yoldaşımız, daha fazla katılım sağlayarak yoldaşlarının saygısına layık oldu. Doğup büyüdüğü Botan alanında gerillacılık yapmanın verdiği avantajı iyi değerlendiren yoldaşımız, bulunduğu her alanda öncülük misyonuna denk bir katılımın sahibi oldu. Besta’dan Gabar’a kadar birçok alanda pratik yürüten Rênas yoldaşımız pratik zekası, çalışkanlığı ve emekçi özellikleriyle üstlendiği her çalışmayı başarı ile sonuçlandırdı. Botan alanında düşmana karşı gerçekleştirilen birçok eylemde yer alarak çocukluğundan itibaren büyük öfke duyduğu Türk devletinden halkımızın intikamını almayı başardı. Fakat hiçbir zaman var olan katılımını yeterli görmeyen yoldaşımız; halkımız, Önderliğimiz ve şehitlerimize karşı sorumluluk ve görevlerinin bilinciyle daha fazla katılmayı esas aldı. Bunun için kendisini ideolojik ve askeri olarak sürekli geliştirmeyi esas aldı.
Dürüst, özgürlük değerlerine bağlı ve Botan’ın kadim kültürünü özümseyen Apocu bir militan olan Rênas yoldaşımız, 17 Eylül günü gerçekleşen düşman saldırısında son nefesine kadar fedaice savaşarak şehadete ulaştı. Böylesi değerli bir yoldaşla aynı amaçlar için aynı mevzilerde mücadele etmekten dolayı yoldaşları olarak onur duyuyor, anısını mücadelemizi büyüterek yaşatacağımızın sözünü veriyoruz.
22 Eylül 2023
HPG Basın İrtibat Merkezi
Özgürlük mücadelemizle birlikte adeta küllerinden yeniden doğan kadim Botan halkımız tüm varlığı ile partimiz PKK ve Kurdistan Özgürlük Gerillası’nı sahiplenerek, Botan’ı gerilla mücadelemizin merkezi haline getirdi.






